İspanya'nın Barselona (Barcelona) kentinde, ihtiyaç sahiplerine günlük sıcak yemek sağlayan Menjador Solidari Gregal adlı dayanışma mutfağının gıda dağıtım aracı, geçtiğimiz Cuma'yı Cumartesi'ye bağlayan gece kundaklanarak tamamen kullanılamaz hale geldi. Besòs i el Maresme mahallesindeki yerleşkesinin hemen önüne park edilmiş olan minibüsün "tamamen yanmış" durumda bulunması, kuruluşu derin bir şoka soktu. Bu araç, derneğin bağışlanan gıda maddelerini toplamak, pişirmek ve dağıtmak için kullandığı, günlük faaliyetleri için vazgeçilmez bir araçtı.
Olayın ardından yapılan ilk açıklamalarda, Menjador Solidari Gregal yetkilileri, kundaklamanın "faşist bir saldırı" olduğunu belirtti. Bu saldırı, zaten zorlu ekonomik koşullarda faaliyet gösteren derneği yeni bir minibüs almak zorunda bırakırken, bu büyük maliyetin üstesinden gelmek için bir bağış kampanyası başlatacaklarını duyurdular. Dernek, bu tür saldırıların, özellikle solcu ve anarşist bir kimliğe sahip olmaları ve göçmen karşıtı söylemlere karşı durmaları nedeniyle siyasi bir hedef gösterme eylemi olduğunu vurguluyor.
Saldırıların Tarihçesi ve Artan Gerilim
Bu kundaklama, Menjador Solidari Gregal'ın son aylarda maruz kaldığı saldırıların en ciddisi olsa da, ne yazık ki ilk değil. Dernek, son dönemde aşırı sağcı semboller ve göçmen karşıtı sloganlar içeren grafitilere, araç lastiklerinin patlatılmasına, dernek binasının demir parmaklıklarına yönelik zorlamalara ve sosyal medyada hedef gösterilmelere maruz kaldı. Dernek koordinatörleri, bu eylemlerin sadece yaptıkları yardım faaliyetlerinden değil, aynı zamanda açıkça solcu ve anarşist bir kuruluş olarak kendilerini tanımlamalarından kaynaklanan "siyasi bir hedef gösterme" olduğunu belirtiyor.
Benzer saldırılarla 2019 yılında da karşılaşan kuruluşun binasına, o dönemde de faşist mesajlar, gamalı haçlar ve Kelt haçları çizilmişti. Bu durum, Menjador Solidari Gregal'ın faaliyetlerinin, İspanya'da ve genel olarak Avrupa'da yükselişte olan aşırı sağcı hareketlerin ideolojileriyle doğrudan çatıştığını gösteriyor. Bu tür saldırılar, sivil toplum kuruluşlarının toplumsal kutuplaşmanın ve hoşgörüsüzlüğün kurbanı haline geldiğinin acı bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Menjador Solidari Gregal: Toplumsal Dayanışmanın Kalesi
Menjador Solidari Gregal, kâr amacı gütmeyen bir kooperatif olarak, hem çalışanların hem de gönüllülerin katkılarıyla faaliyet gösteriyor. Her gün yaklaşık 300 kişiye sıcak yemek dağıtan kuruluş, birçok kullanıcı için günün tek öğününü sağlıyor. Bu nedenle, maruz kaldıkları saldırılara rağmen, dernek üyeleri ve gönüllüleri, yaptıkları işin önemine ve gerekliliğine olan inançlarını koruyorlar. Bu tür dayanışma mutfakları, İspanya gibi ülkelerde, özellikle ekonomik krizler ve sosyal eşitsizliklerin arttığı dönemlerde hayati bir rol oynamaktadır.
İspanya'da yoksulluk oranları, özellikle 2008 finansal krizi ve sonrasında COVID-19 pandemisiyle birlikte artış göstermiştir. Eurostat verilerine göre, İspanya'da sosyal dışlanma veya yoksulluk riski altında olan kişi sayısı önemli bir seviyededir. Bu bağlamda, Menjador Solidari Gregal gibi kuruluşlar, devletin sosyal hizmetlerinin yetersiz kaldığı alanlarda, toplumun en kırılgan kesimlerine doğrudan destek sağlayarak bir nevi "sosyal güvenlik ağı" görevi üstlenmektedir. Bu mutfaklar sadece yemek dağıtmakla kalmayıp, aynı zamanda bir topluluk ve dayanışma hissi de yaratmaktadır.
İspanya'da Aşırı Sağ ve Türkiye Bağlantısı
İspanya'da son yıllarda yükselişe geçen aşırı sağcı Vox Partisi gibi siyasi aktörler, göçmen karşıtı ve milliyetçi söylemleriyle dikkat çekiyor. Bu söylemler, Menjador Solidari Gregal gibi göçmenlere ve yoksullara yardım eden kuruluşları hedef gösteren saldırılara zemin hazırlayabiliyor. Aşırı sağın yükselişi, Avrupa genelinde gözlemlenen bir trend olup, Türkiye'de de benzer şekilde toplumsal kutuplaşmanın ve yabancı düşmanlığının arttığı dönemler yaşanmaktadır. Her iki ülkede de sivil toplum kuruluşları, bu tür ideolojik saldırıların ve baskıların hedefi olabilmektedir.
Türkiye'deki aşevleri, vakıflar ve dernekler de benzer şekilde ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmakta ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmektedir. Ancak bu kuruluşlar da zaman zaman siyasi veya ideolojik baskılarla karşı karşıya kalabilmektedir. Barselona'daki bu olay, sivil toplumun, ne kadar zorlu koşullarda olursa olsun, toplumsal vicdanın sesi olmaya devam ettiğini ve dayanışma ruhunun her türlü saldırıya rağmen ayakta kalma mücadelesi verdiğini göstermektedir. Olayın Barselona polisi (Guàrdia Urbana) ve Katalonya özerk polisi (Mossos d'Esquadra) tarafından soruşturulduğu belirtilirken, faillerin bulunması ve adalete teslim edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu saldırı, sadece bir araca yönelik bir kundaklama değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmaya ve insanlık değerlerine yapılmış bir saldırı olarak yorumlanmalıdır.

