Barselona'nın hareketli Sant Andreu bölgesinde, Llenguadoc 74 numaralı bir apartman bloğunda yaşayan yaklaşık elli kişi, geçtiğimiz dönemde evsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Aralarında yedi küçük çocuk, yaşlılar ve tek ebeveynlerin de bulunduğu bu savunmasız grup, artan kiralar ve mülkiyetin yatırım fonlarına geçişi sonucu zorlu bir süreç yaşadı. O dönemde İspanya Kongresi'nde oylanan ve savunmasız kişileri tahliyelerden korumayı amaçlayan "Decreto Maricarmen" (Maricarmen Kararnamesi) olarak bilinen yasa tasarısı, bu sakinler için bir umut ışığı olmaktan uzaktı; zira tahliye kararları yasanın yürürlüğe girmesinden önce alınmıştı.
Noa'nın altı yaşındaki oğlunun oyuncakları kutulara doldurulmuş, küçük çocuk annesine eşyalarının atılıp atılmadığını sormuştu. Annesi "Hayır, merak etme, onlara tekrar sahip olacaksın," diye yanıtlasa da, "Ne zaman?" sorusuna verecek bir cevabı yoktu. Onlarla yaşayan 76 yaşındaki büyükannesi Pilar da aynı çaresizliği yaşıyordu. Bir zamanlar mahallede çocuk giyim dükkanı işleten Pilar, ayda sadece 430 € tutarında katkı payı ödemeden alınan bir emekli maaşıyla geçiniyor; bu miktar, Barselona gibi bir şehirde barınma piyasasına girmesini imkansız kılıyordu. Bu durum, İspanya'da sosyal güvenlik sisteminin belirli gruplar için ne kadar yetersiz kalabildiğinin acı bir göstergesiydi.
Llenguadoc 74 sakinleri, mülk sahipleri veya kamu idareleri tarafından karşılayabilecekleri sosyal bir kira sözleşmesi talep ediyordu. Yıllardır "Sosyal Hizmetler'in kapısını çaldıklarını" ancak hiçbir çözüm sunulmadığını belirten sakinler, mülkiyetin arkasındaki finansal yapının müzakereye yanaşmadığını ifade ediyordu. Noa, "Ödeme yapmak istiyoruz ama bize hiçbir alternatif sunmuyorlar, sadece gitmemizi istiyorlar," sözleriyle yaşadıkları çaresizliği özetlemişti. Bu durum, İspanya'daki konut krizinin derinliğini ve sosyal hizmetlerin bu tür vakalarda ne kadar yetersiz kalabildiğini gözler önüne seriyordu.
Her bir komşunun hikayesi farklı olsa da, hepsinin ortak sorunu, günümüz koşullarında kira ödeme imkanlarının olmamasıydı. Örneğin, iki çocuğuyla birlikte İspanya'ya sığınmacı olarak gelen Kelly, aylarca geçici barınaklarda yaşadığını ve başka bir tahliyenin ardından 2022'de Llenguadoc'a yerleştiğini anlatıyordu. "Daire harabeydi, banyo ve mutfak kullanılamaz durumdaydı ve ben kendim tamir etmek zorunda kaldım," diyen Kelly, bugün düzenli bir maaşı, sözleşmesi ve kefili olmasına rağmen bir ev kiralamayı başaramadığını belirtiyordu. Sosyal Hizmetler'e tekrar başvurduğunda kendisine "üç günlük barınak ve bir depolama alanı" gibi acil durum kaynakları önerilmişti; bu da çocuklarının bölgedeki "okul ve sosyal köklerini" sürdürmelerini sağlayacak bir çözüm değildi.
İspanya'da Konut Krizi ve "Akbaba Fonları"
Llenguadoc 74'teki kriz, İspanya genelinde, özellikle de Barselona ve Madrid gibi büyük şehirlerde derinleşen konut krizinin sadece bir yansımasıydı. Son yıllarda, gayrimenkul piyasasına giren yatırım fonları, halk arasında "fondos buitre" (akbaba fonları) olarak bilinen bu yapılar, düşük fiyatlarla toplu konut alımları yaparak kira fiyatlarını spekülatif bir şekilde yükseltiyor ve mevcut kiracıları tahliye etme yoluna gidiyordu. Bu durum, özellikle düşük gelirli aileler, yaşlılar ve göçmenler gibi savunmasız grupları evsizlik riskiyle karşı karşıya bırakıyordu.
İspanya'daki sosyal konut stoku, Avrupa Birliği ortalamasının oldukça altındaydı. Eurostat verilerine göre, İspanya'da sosyal konut oranı toplam konut stokunun yaklaşık %2,5'ini oluştururken, AB ortalaması %9'un üzerindeydi. Bu yetersizlik, piyasadaki dalgalanmalara karşı halkı korumasız bırakıyordu. Barselona, turizmin ve uluslararası yatırımların yoğun olduğu bir şehir olarak, bu sorunu daha da şiddetli yaşıyordu; kısa dönemli kiralama platformları (Airbnb gibi) da uzun dönemli kiralık konut arzını azaltarak fiyatları yukarı çekiyordu. Bu bağlamda, Llenguadoc 74'ün mülkiyetinin Reale Seguros'tan bir yatırım fonuna geçmesi ve ardından yaşanan baskılar, bu genel eğilimin tipik bir örneğiydi.
Sakinlerin anlatımına göre, mülkiyet değişikliği, taciz ve şiddet olaylarıyla birlikte gelmişti. 2025 yılının Haziran ayında (muhtemelen 2015 veya 2018 gibi bir tarih hatası olabilir, orijinal haberde 2025 yazıyor ama metin geçmiş zamandan bahsediyor), "altı kapüşonlu adamın uzatılabilir coplar ve kilitleri zorlamak için aletlerle bloğa girdiği" iddia edilmişti. Sakinler, bu kişilerin bir komşuyu başka bir kiracıyla karıştırarak saldırdığını ve gitmeden önce kendilerine "tahliyeyi organize etmek" için aranması gereken bir telefon numarası verdiklerini belirtiyordu. Sonrasında "tehdit edici aramalar ve mesajlar" ile evleri terk etmeleri için ekonomik teklifler aldıklarını ancak bu tehditleri kamuoyuna duyurduklarında baskının azaldığını ifade etmişlerdi. Ancak yasal yollarla tahliye baskısı devam etmişti.
"Decreto Maricarmen" ve Hukuki Mücadele
Tahliye tarihi, İspanya'da tahliyeler konusunda özel bir sosyal ve siyasi baskının yaşandığı bir döneme denk gelmişti. Madrid'de yetmiş yıldır yaşadığı evinden tahliye edilen 87 yaşındaki Maricarmen'in durumu, kamuoyunda büyük yankı uyandırmış ve hükümet içinde yeni konut tedbirleri konusunda müzakereleri hızlandırmıştı. "Decreto Maricarmen" olarak anılan bu yasa tasarısı, savunmasız kişilerin 2030 yılına kadar tahliyelerden korunmasını öngörüyordu. Ancak Llenguadoc 74 sakinleri, yasanın kendileri için çok geç kaldığını ve "mucizelerin var olduğuna inansalar da, umut beslemediklerini" dile getirmişti.
Sakinler, tahliye kararının ertelenmesi için mahkemeye sunmak üzere savunmasızlık raporlarını güncellemeyi sürdürmüşlerdi. Bu durum, yasal düzenlemelerin dahi sahada ne kadar etkili olabildiği veya olamadığına dair önemli bir örnek teşkil ediyordu. Bürokrasi ve yargı süreçlerinin yavaşlığı, acil durumdaki kişilerin haklarına erişimini zorlaştırıyordu. Barınma hakkının temel bir insan hakkı olduğu vurgusu, bu tür krizlerde daha da önem kazanıyordu. İspanya'da konut krizi, sadece ekonomik bir sorun olmanın ötesinde, derin sosyal ve insani sonuçları olan, siyasi gündemin üst sıralarında yer alan karmaşık bir mesele olarak varlığını sürdürmektedir.



