Barselona'da 28 Haziran 2025 tarihinde, aşırı sıcakların etkisi altında tamamladığı vardiyasının ardından hayatını kaybeden belediye temizlik işçisi Montse Aguilar'ın ailesi, ölümünün birinci yıl dönümünde adalet arayışlarını sürdürüyor. Aile, bu trajik olayın sorumlularını yargı önüne çıkarmak amacıyla Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona), belediye temizlik hizmetlerinin imtiyaz sahibi olan FCC şirketi ve Aguilar'ın doğrudan amiri hakkında dava açtı. CGT (Confederación General del Trabajo - Genel İş Konfederasyonu) sendikasının desteğiyle yürütülen bu hukuki süreçte, Montse'nin kız kardeşi Clara ve eniştesi Manuel, Salı günü Serveis Territorials de Treball (Bölgesel Çalışma Hizmetleri) önünde yaptıkları açıklamada, "Durmayacağız" diyerek kararlılıklarını dile getirdiler. Bu açıklama, FCC şirketiyle yapılacak bir arabuluculuk toplantısı öncesinde gerçekleşti.
Dava, Montse Aguilar'ın ölümünün sadece bir iş kazası değil, aynı zamanda işverenlerin ve ilgili otoritelerin ihmali sonucu meydana geldiği iddiasına dayanıyor. Aile ve sendika, aşırı sıcak hava koşullarında dışarıda çalışan işçiler için yeterli önlemlerin alınmadığını, çalışma saatlerinin düzenlenmediğini ve gerekli dinlenme ile sıvı alım imkanlarının sağlanmadığını savunuyor. Özellikle yaz aylarında İspanya'yı etkisi altına alan sıcak dalgalarının, açık havada çalışanlar için ciddi riskler oluşturduğu biliniyor ve bu tür durumların önüne geçilmesi için daha sıkı düzenlemeler talep ediliyor.
İhmal İddiaları ve Hukuki Süreç
Montse Aguilar'ın ailesi ve CGT sendikası, Barselona Belediyesi'nin temizlik hizmetlerinin ihalesini verdiği FCC şirketinin, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmediğini iddia ediyor. Dava dilekçesinde, Montse'nin ölümüne yol açan sıcak çarpmasının, gerekli önlemler alınsaydı önlenebileceği belirtiliyor. Bu bağlamda, şirket yönetiminin ve doğrudan amirin, çalışanların sağlığını koruma görevini ihmal ettiği öne sürülüyor. Hukuki süreç, hem idari hem de cezai sorumlulukların belirlenmesini hedefliyor ve bu davanın, gelecekte benzer olayların yaşanmaması için bir emsal teşkil etmesi umuluyor.
İspanya'da ve özellikle Akdeniz iklimine sahip bölgelerde, yaz aylarında sıcaklıklar çoğu zaman 40 santigrat derecenin üzerine çıkabiliyor. Bu durum, özellikle inşaat, tarım ve temizlik gibi dış mekan işlerinde çalışanlar için hayati riskler taşıyor. İspanyol İşçi Statüsü Yasası ve iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, işverenlerin çalışanlarını risklerden korumakla yükümlü olduğunu belirtse de, aşırı sıcaklarla ilgili özel ve yeterli düzenlemelerin eksikliği eleştirilerin odağında yer alıyor. Montse Aguilar'ın davası, bu yasal boşlukların doldurulması ve mevcut yasaların daha etkin uygulanması çağrılarını güçlendiriyor.
İklim Değişikliği ve İşçi Güvenliği
Montse Aguilar'ın ölümü, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte artan sıcak dalgalarının, işçi sağlığı ve güvenliği üzerindeki yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Bilim insanları, küresel ısınmanın etkisiyle sıcak hava dalgalarının hem sıklığının hem de şiddetinin artacağını öngörüyor. Bu durum, özellikle dışarıda çalışan milyonlarca insan için yeni ve ciddi riskler yaratıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, aşırı sıcaklar her yıl binlerce insanın ölümüne neden olmakta ve bu ölümlerin önemli bir kısmı, uygun çalışma koşullarının sağlanmadığı işyerlerinde meydana gelmektedir.
Bu dava, sadece Barselona için değil, aynı zamanda İspanya genelinde ve hatta Türkiye gibi benzer iklim koşullarına sahip ülkelerde de işçi sağlığı ve güvenliği politikalarının gözden geçirilmesi gerekliliğini vurguluyor. Türkiye'de de yaz aylarında yüksek sıcaklıklar yaşanmakta ve özellikle inşaat, tarım ve belediye hizmetleri gibi sektörlerde çalışan işçiler benzer risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Montse Aguilar davası, şirketlerin ve belediyelerin, iklim değişikliğinin getirdiği yeni riskleri ciddiye alarak, çalışanlarını korumak için proaktif önlemler alma sorumluluğunu hatırlatıyor. Ailenin "Durmayacağız" mesajı, bu mücadelenin sadece Montse için değil, tüm dış mekan işçileri için daha güvenli bir gelecek inşa etme çabası olduğunu gösteriyor.



