İspanyol sinemasının son dönemdeki dikkat çekici yapımlarından biri olan 'Cronos', yönetmen Fernando González Molina imzasını taşıyor ve 2017 yılında Barselona (Barcelona) ile Cambrils'i kana bulayan cihatçı terör saldırılarının ardından yaşanan 124 saatlik polis operasyonunu mercek altına alıyor. Film, gerilimli anlatımı ve kurbanlara duyduğu empatiyle izleyicileri derinden etkilerken, bazı eleştirmenlere göre, olayın tüm boyutlarını ele almaktan özellikle kaçınıyor. Bu durum, filmi sadece bir gerilim filmi olmaktan çıkarıp, İspanya'nın yakın geçmişi ve güncel siyasi tartışmaları üzerine düşündürücü bir analiz aracı haline getiriyor.
Film, saldırıların hemen ardından gelişen polis takibine odaklanarak, güvenlik güçlerinin cesur mücadelesini ve hızlı tepkisini ön plana çıkarıyor. Ancak, eleştirmenler ve kamuoyunun bir kısmı, 'Cronos'un kritik bir olayı, yani ana saldırılardan bir gece önce Alcanar'da meydana gelen patlamayı göz ardı etmesini önemli bir eksiklik olarak görüyor. Bu ilk patlama, teröristlerin asıl büyük planı olan patlayıcı yüklü minibüs saldırısının başarısız olmasına yol açmış, ancak aynı zamanda Katalonya (Catalunya) özerk polisi Mossos d'Esquadra ile İspanyol ulusal güvenlik gücü Guardia Civil arasındaki iş birliği eksikliğini de acı bir şekilde ortaya koymuştu.
Katalonya'daki Polis İş Birliği Tartışmaları ve Siyasi Gerilim
Alcanar'daki patlama, terör saldırılarının önlenmesi noktasında yaşanan en büyük başarısızlıklardan biri olarak kayıtlara geçti. Mossos d'Esquadra, patlamanın ardından olay yerinde iki ceset ve çok sayıda bütan gazı tüpü bulmasına rağmen, başlangıçta olayı bir "ev kazası" olarak değerlendirdi. Guardia Civil'in patlayıcı uzmanlarının yardım teklifi ise, o dönemde Katalonya'da yaşanan yoğun siyasi gerilim (özellikle 1 Ekim'deki yasa dışı bağımsızlık referandumu "1-O" öncesi) nedeniyle reddedildi. Bu iş birliği eksikliğinin, teröristlerin sonraki adımlarını tahmin etme ve potansiyel olarak engelleme fırsatını kaçırmalarına neden olduğu düşünülüyor. Her ne kadar saldırılar sırasında Mossos polisleri büyük cesaret göstermiş olsa da, öncesindeki bu koordinasyon eksikliği, olayın trajik boyutlarını daha da artırmıştır.
Saldırganların Ripoll kasabasından çıkması, "Bu gençler nasıl katile dönüştü?" sorusunu gündeme getirdi. Bu soru, toplumun geniş kesimlerinde "Biz toplum olarak nerede hata yaptık?" şeklinde bir öz eleştiriye dönüştü. 'Cronos' filminin başrol oyuncularından Enric Auquer'in de dile getirdiği "Hepimiz bir şeyleri yanlış yaptık" ve "entegrasyonun derinlemesine gözden geçirilmesi" çağrısı, bu tartışmanın ne kadar güncel olduğunu gösteriyor. Ancak, polis hatalarını, Ripoll imamının (Abdelbaki Es Satty) faaliyetlerinin tespit edilememesini veya göçmen entegrasyonundaki zorlukları incelemek meşru olsa da, terörü tamamen ev sahibi toplumun ahlaki bir başarısızlığına indirgemek çok daha tartışmalı bir yaklaşımdır. Teröristler, öldürme eylemini bilinçli bir seçim olarak yapmışlardır ve bu sorumluluktan kaçılamaz.
Toplumsal Entegrasyon, Aşırı Sağın Yükselişi ve Siyasi Etkiler
'Cronos' filmi, tam da bu noktada günümüz Katalonya'sıyla güçlü bir bağlantı kuruyor. Ripoll'un aşırı sağcı ve Katalan bağımsızlıkçı parti Aliança Catalana için ilk siyasi sıçrama tahtası olması tesadüf değildir. 2017 saldırıları, Müslüman göçmenlere yönelik korkuyu siyasi bir zemin haline getirmiş ve bu korku, Sílvia Orriols liderliğindeki Aliança Catalana'nın ilk yakıtı olmuştur. Partinin, son anketlere göre Katalan bağımsızlıkçı hareket içinde liderliğe yükselmesi ve hatta Katalonya Sosyalist Partisi (PSC) ile oy oranında giderek yakınlaşması, bu korkunun siyasi sonuçlarının ne denli ciddi olduğunu gözler önüne seriyor. Bu durum, toplumsal entegrasyonun ve göçmenlik meselesinin İspanya siyasetinde ne kadar merkezi bir rol oynadığını gösteriyor.
Demokratik bir toplumun teröre ve aşırı sağa vereceği yanıt, ne kendini suçlama ne de yabancı düşmanlığı olabilir. Vatandaşların birçok kaygısına "sorun onlar" şeklinde bir yanıt verilmesini engellemek için, hükümetlerin hatalarıyla aşırı sağın söylemini beslememesi büyük önem taşımaktadır. Zira, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'in Ceuta'daki (İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehri) göçmen krizi yönetimindeki "felaket" olarak nitelendirilen olayları, aşırı sağcı Vox partisinin büyümesine en çok katkı sağlayan faktörlerden biri olarak gösterilmektedir. Bu bağlamda, 'Cronos' filmi sadece bir terör olayı filmi olmaktan öte, İspanya'nın güncel siyasi ve toplumsal fay hatlarını, güvenlik zafiyetlerini ve aşırı sağın yükselişini anlamak için kritik bir pencere sunmaktadır. Geçmişin dersleri, gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması ve toplumun kutuplaşmasının önlenmesi adına büyük önem taşımaktadır.



