Barselona'daki evcil hayvan barınağı Centro de Acogida de Animales de Compañía de Barcelona (CAACB), 20minutos gazetesinin Ajuntament de Barcelona (Barselona Belediyesi) tarafından elde ettiği verilere göre, 2025 yılında 225 köpeğe ev sahipliği yaptı. Bu sayı, 2022'de barındırılan 158 köpeğe kıyasla %42,4'lük önemli bir artışa işaret ediyor. Barınağa gelen hayvanlar sadece terk edilmiş olmakla kalmıyor; aynı zamanda sahiplerinin çeşitli nedenlerle evlerini terk etmek zorunda kaldığı ve evcil hayvanlarına bakamadığı durumları da kapsıyor. Bu durumlar arasında, yaşlıların evcil hayvanlarını yanlarına alamadıkları huzurevlerine yerleştirilmesi, bir kişinin hapse girmesi veya bir ailenin evinden tahliye edilerek hayvanlarını bakımsız bırakması gibi trajik senaryolar bulunuyor.
CAACB, bu hayvanlara ikinci bir şans tanıma misyonuyla hareket eden kritik bir kurum. Köpekler, kediler ve gelincikler gibi evcil hayvanları barındıran merkez, kapasitesinin aşılması durumunda hayvanları diğer barınaklara yönlendirerek hiçbir canlının sokakta kalmamasını sağlamaya çalışıyor. Ancak, son beş yılda barınakta kalan köpek sayısındaki bu artışa rağmen, merkezin genel olarak ilgilendiği kedi ve köpek sayısı son bir yılda %12 oranında azaldı; 2024'teki 1.312 hayvandan 2025'te 1.152'ye düştü. CAACB yöneticisi Anna Ortonoves, son 10 yılda terk edilen köpek sayısında genel bir düşüş yaşandığını belirtse de, 2025 yılında Mart ve Eylül aylarında terk edilme nedeniyle köpek kabul ettiklerini, Mart ayında 56 köpeğin sadece 1'inin, Eylül ayında ise yine 56 köpeğin 6'sının terk edilme sonucu barınağa geldiğini ekliyor.
İnsanlığın En İyisi ve En Kötüsü: Barınağa Geliş Nedenleri
Ortonoves'e göre, barınağa gelen hayvanların türüne göre geliş nedenleri farklılık gösteriyor. Kedilerde ana sebep istenmeyen doğumlar iken, köpeklerde bu durum daha çok Guardia Urbana (Belediye Polisi) tarafından kötü muamele veya yasa dışı ticaret nedeniyle el konulmasıyla ilişkili. Sosyal hizmetler aracılığıyla da, bakıcılarının hayvanlara bakamayacak durumda olması nedeniyle yönlendirmeler yapılıyor. Ortonoves, "Burada insanlık durumunun en iyi ve en kötü yönlerini görüyoruz," diyerek yaşanan dramlara ve gösterilen fedakarlıklara dikkat çekiyor.
El konulan hayvanların barınağa geldiği durumun çoğu zaman "içler acısı" olduğunu belirten Ortonoves, bu hayvanların hasta, yaralı, bakımsız veya kötü muamele görmüş olduğunu vurguluyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde, hayvanlara ikinci bir şans vermek için onların durumuna bakmaksızın sahiplenmeye istekli insanlar olduğunu da ekliyor. Bu, toplumdaki empati ve sorumluluk duygusunun hala güçlü olduğunu gösteriyor. İspanya'da hayvan refahı yasaları, özellikle son yıllarda daha da sıkılaştırılarak hayvanlara kötü muamele edenlere karşı cezalar artırılmış olsa da, ne yazık ki bu tür vakalar tamamen ortadan kalkmış değil.
Veterinerler Mucizeler Yaratıyor: Sağlık ve Sahiplenme Süreçleri
CAACB'deki bakıcıların ve veterinerlerin çalışmalarına büyük değer veren Ortonoves, onların "mucizeler yarattığını" ifade ediyor. Özellikle leishmania gibi paraziter bir hastalıkla merkeze gelen köpeklerin tedavisinde gösterdikleri çaba takdire şayan. Tatarcık sinekleri (flebotominler) aracılığıyla bulaşan ve hayvanın derisini veya iç organlarını etkileyebilen bu hastalık, uzun ve zorlu bir tedavi süreci gerektiriyor. CAACB, hayvanlara cerrahi müdahale yapabilmek için iki ameliyat masası bulunan bir ameliyathaneye de sahip. Yöneticinin verdiği bilgilere göre, veterinerler yılda toplam 1.500 ameliyat gerçekleştiriyor.
Merkezin temel hedefi, "mümkün olan en fazla sayıda kedi ve köpeğin sahiplenilmesini sağlamak." 2025 yılında toplam 257 köpek ve 437 kedi sahiplendirildi veya geçici barınma evlerine yerleştirildi. Sahiplenme süresi, hayvanın ırkına ve boyutuna bağlı olarak 2 ila 3 yıl arasında değişiyor. "Potansiyel Tehlikeli Köpekler (PPP)" kategorisindeki köpeklerin (İspanya'da belirli ırklar ve melezleri bu kategoriye girer ve özel izinler gerektirir) yeni bir aile bulması daha zor olurken, yavru köpekler ve küçük boyutlu köpekler için bu süreç daha kolay işliyor. Ortonoves, "Özellikle sahiplenilmesi zor olanlar üzerinde çalışarak diğerleriyle aynı şansa sahip olmalarını sağlamaya gayret ediyoruz," diyor.
Zorlu Vakalar ve Gönüllülerin Rolü
Sahiplenilmesi zor vakalardan biri, iki yıldır barınakta olan ve "karmaşık bir tümörü" bulunan Arnold adında bir pitbull. PPP kategorisine giren Arnold, terk edildikten sonra merkeze gelmiş. Bir diğer zorlu vaka ise "çok kötü koşullarda" gelen büyük boyutlu bir mastiff olan Chiguaka. Büyük cüssesi nedeniyle onun da bir aile bulması oldukça güç. Ortonoves, merkeze gelen hayvanların çoğunun "keşfedilmeyi bekleyen bir geçmişi" olduğunu ve sosyal hizmetlerden gelenler dışındaki birçok hayvanın geçmişi hakkında bilgi bulunmadığını belirtiyor. Hayvanlar, merkeze ilk geldiklerinde "çekingen bir davranış sergiliyor, çok korkmuş oluyorlar veya karakterlerini açıkça belli etmiyorlar." Bu nedenle, onlarla ilişkide "çok dikkatli" olmaları gerektiğini ve sosyalizasyon veya gezdirme programları aracılığıyla hayvanların karakterlerini yavaş yavaş öğrendiklerini vurguluyor.
CAACB'de yedi belediye çalışanı ve 35 bakıcı görev yapıyor. 15 yıldır CAACB ekip şefi olan Miguel Fernández, "Hayvanları beslemekten, battaniyelerini değiştirmekten, yaşam alanlarını temizlemekten, köpekleri gezdirmekten ve sosyalleşmeleri için avlulara çıkarmaktan sorumluyuz," diye anlatıyor. Merkezin çalışmalarına destek veren 150 sadık gönüllü de bulunuyor. Bu gönüllüler arasında, köpekleri Barselona'nın doğal parkı Collserola'da gezdirenler de var. 2013 sonlarından bu yana gönüllü olan José Ensenyat, hasta bir arkadaşının köpeğini bırakma süreci hakkında bilgi almak için merkeze gelmiş. Orada hayvanlarla kurabileceği "bağı" fark edince gönüllü olmaya karar vermiş. O zamandan beri haftada bir gün "mümkün olan her konuda yardımcı olmak" için merkeze gidiyor: köpekleri gezdiriyor, onlarla sosyalleşiyor, kafeslerinden çıkarıyor veya veteriner hekime götürüyor.
Türkiye ile Karşılaştırma ve Geleceğe Yönelik Çözüm Önerileri
Barselona'daki bu durum, Türkiye'deki hayvan barınakları ve sokak hayvanı sorunlarıyla benzerlikler ve farklılıklar gösteriyor. Türkiye'de de terk edilme, kötü muamele ve kontrolsüz üreme, barınakların kapasitesini zorlayan başlıca sorunlar arasında. Özellikle "tehlikeli ırk" olarak sınıflandırılan köpeklerin sahiplenilmesi, her iki ülkede de yasal kısıtlamalar ve toplumsal önyargılar nedeniyle güçlük arz ediyor. Türkiye'de 2021 yılında yürürlüğe giren Hayvan Hakları Yasası, hayvanlara yönelik şiddeti ve kötü muameleyi daha ağır cezalarla ele alsa da, etkili bir denetim ve toplumsal bilinçlenme, sorunun kökten çözümü için hayati önem taşıyor.
Barselona örneği, belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve gönüllülerin iş birliğinin hayvan refahı için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Hayvan sahiplenme oranlarının artırılması, kısırlaştırma kampanyalarının yaygınlaştırılması, mikroçipleme zorunluluğu ve hayvan sahiplerine yönelik eğitim programları, terk edilme vakalarını azaltmada kritik rol oynayabilir. Ayrıca, evden tahliye, yaşlılık veya hastalık gibi zor durumlarda hayvan sahiplerine destek olacak sosyal programların geliştirilmesi, bu tür trajik olayların önüne geçilmesine yardımcı olacaktır. Barselona'daki CAACB'nin çabaları, hayvanların sadece birer eşya değil, sevgi ve bakıma muhtaç canlılar olduğunu hatırlatan güçlü bir mesaj taşıyor ve tüm dünyadaki benzer kurumlar için ilham verici bir model teşkil ediyor.


