Barselona (Barcelona) sokaklarında, 63 yaşındaki Francesca Cervelló'nun hikayesi, İspanya'daki konut krizinin ve tahliye mağdurlarının yaşadığı dramın acı bir yansıması olarak öne çıkıyor. Nisan ortasında 15 yıldır yaşadığı dairesinden tahliye edildikten sonra, şimdi de kendisi gibi tahliye tehdidi altında olan bir evde sığınacak yer bulan Francesca, belirsizliğin pençesinde yaşam mücadelesi veriyor. Bu durum, yalnızca kişisel bir trajedi olmanın ötesinde, İspanya'da özellikle yaşlı ve savunmasız bireyleri etkileyen derin bir sosyal sorunu gözler önüne seriyor.
Francesca'nın zorlu yolculuğu, yüzünü etkileyen bir kanseri yenmesinin ardından başladı. Kiralık sözleşmesinin sona ermesi ve tahliye moratoryumunun (geçici erteleme) kaldırılmasıyla birlikte, ev sahibiyle yaptığı tüm müzakereler sonuçsuz kaldı. Francesca, ev sahibinin kendisini "kesinlikle evden çıkarmak istediğine" inanıyor. Tahliyenin ardından ilk 15 günü sosyal hizmetler tarafından sağlanan bir sığınma evinde geçiren Francesca için bu geçici çözüm de kısa sürdü. Şimdi tek umudu, Acil Durum Masası (Mesa d'Emergència) tarafından kendisine tahsis edilecek bir konut, ancak bu çözümün ne zaman geleceği belirsizliğini koruyor.
Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona), Francesca'nın durumunun Mart 2024'te değerlendirildiğini ve kendisine "iki kırılganlık raporu" verildiğini belirtiyor. Bu raporlardan biri, kanser nedeniyle işini kaybetmesiyle ilgili. Belediye ayrıca, Francesca için yaşlılar için denetimli apartman dairelerine başvuru yapıldığını da ekliyor. Ancak bu bürokratik süreçlerin yavaş işlemesi, Francesca gibi yüzlerce kişinin sokakta kalma riskiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor.
İspanya'da Konut Krizi ve Tahliyelerin Yükselişi
Francesca'nın durumu, İspanya'da giderek derinleşen konut krizinin ve tahliye dalgasının sadece bir örneği. Ülke genelinde, özellikle Barselona gibi büyük şehirlerde, kira fiyatları fahiş seviyelere ulaşırken, düşük gelirli ve savunmasız gruplar için uygun fiyatlı konut bulmak neredeyse imkansız hale geldi. İspanya'da tahliye sayıları, özellikle COVID-19 pandemisi sırasında uygulanan moratoryumların kaldırılmasının ardından endişe verici bir şekilde arttı. Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE) verilerine göre, 2023 yılında İspanya'da 28.000'den fazla tahliye işlemi gerçekleştirildi. Bu rakamlar, konut hakkının temel bir insan hakkı olarak görülmesi gerektiği çağrılarını güçlendiriyor.
Konut Hakkı Mağdurları Platformu (PAH - Plataforma d'Afectats per la Hipoteca) sözcüsü Juanjo Ramón, Francesca'nın durumunun "izole bir vaka olmadığını" vurguluyor. Ramón, tahliye mağdurlarına sağlanan kaynakların giderek azaldığını ve idarelerin yeterli iradeyi göstermediğini eleştiriyor. "Belediyenin tahliye edilen ailelere verdiği tek yanıt, CUESB'de (Barselona Acil Durum ve Sosyal Hizmetler Merkezi) iki gün ve 15 günlük pansiyon hizmeti, sonra da insanları sokağa atıyorlar" diyor. Bu durum, idarelerin yoksulluğu "üzerlerinden atmaya çalıştığı" eleştirilerine yol açıyor. PAH gibi sivil toplum kuruluşları, devletin konut krizine karşı daha kapsamlı ve kalıcı çözümler üretmesi gerektiğini savunuyor.
Geçici Bir Çözümün Son Kullanma Tarihi
Francesca'nın şu anki sığınağı olan Natàlia Aquino'nun dairesi de tahliye tehdidi altında. Natàlia, 15 Haziran'da tahliye emriyle karşı karşıya. Eski ev sahibinin kendisini sahte bir sözleşmeyle kandırdığını ve dairesinin "izinsiz işgal edilmiş" olarak kayıtlara geçtiğini iddia ediyor. "Bana sözleşme yapamayacaklarını söylediler ve ben de nakit ödüyordum" diyen Natàlia, durumu polise şikayet ettiğinde, üç yıldır mülkü yasa dışı olarak işgal ettiğini öğrendi. Polislerin kendisine ödeme yapmayı bırakmasını tavsiye ettiğini de belirtiyor. Ancak daireyi kiralayan kişi o zamanlar mülk sahibi olmasa da daha sonra mülkün sahibi oldu ve Natàlia, ödeme yapmadığı için dava edildi. Şimdi o da dairesinden ayrılmak zorunda.
Francesca ve Natàlia, benzer zorluklar yaşadıkları için PAH'ta tanışmış ve aralarında bir bağ kurmuşlar. Şimdi ikisi için de gelecek belirsiz. Natàlia, daha önceki deneyimlerinden yola çıkarak sosyal hizmetlerden herhangi bir çözüm beklemiyor. "Sana kendi başının çaresine bakman gerektiğini söylüyorlar" sözleri, İspanya'daki tahliye mağdurlarının hissettiği çaresizliği ve yalnızlığı özetliyor. Bu iki kadının hikayesi, konut krizinin sadece ekonomik bir sorun olmadığını, aynı zamanda insan onurunu, sağlığını ve sosyal bağlarını derinden etkileyen bir insani kriz olduğunu gözler önüne seriyor. İspanya ve Avrupa genelinde, bu tür vakaların artması, hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların konut hakkını güvence altına almak için daha güçlü adımlar atması gerektiğinin acil bir göstergesi.
