Mayıs 1936'da Barselona (Barcelona) sokakları, İspanya İç Savaşı'nın patlak vermesinden sadece aylar önce, derin bir siyasi gerilime sahne oluyordu. Bu gerilimin en çarpıcı olaylarından biri, 28 Nisan 1936'da, Katalan milliyetçisi Estat Català (Katalan Devleti) partisinin önde gelen isimleri ve eski Generalitat de Catalunya (Katalonya Özerk Hükümeti) Polis Şefi Miquel Badia ile kardeşi Josep Badia'nın suikastıydı. Bu cinayet, dönemin siyasi kutuplaşmasını ve şiddet sarmalını açıkça gözler önüne sererken, anarşist gazete Solidaridad Obrera'nın (İşçi Dayanışması) olaya "alaycı" yaklaşımı, zaten hassas olan toplumsal dengeyi daha da bozmuştu.
Badia kardeşlerin öldürülmesi, Katalonya'da geniş yankı uyandırdı. Özellikle Miquel Badia, 1934'teki "Ekim Olayları" sırasında Generalitat'ın güvenlik güçlerinin başında bulunmuş ve radikal sol gruplara karşı sert tutumuyla biliniyordu. Bu nedenle, anarşist ve solcu çevrelerde "Katalan Kasabı" lakabıyla anılan Badia'nın ölümü, bazı kesimler tarafından bir intikam eylemi olarak görüldü. Cinayetin hemen ardından, dönemin önde gelen gazetecilerinden Josep Maria Planes, La Publicitat gazetesinde Badia kardeşler için tutkulu bir anma yazısı kaleme aldı. Planes, merkezci cumhuriyetçi Acció Catalana (Katalan Eylemi) partisine yakınlığıyla tanınıyor ve FAI (Federación Anarquista Ibérica - İber Anarşist Federasyonu) içine sızan "gangsterler" hakkında yaptığı uyarıcı haberlerle dikkat çekiyordu.
Siyasi Kutuplaşma ve Medyanın Rolü
Josep Maria Planes'in Badia kardeşler için yazdığı nekroloji, anarşist sendikalist konfederasyon CNT'nin (Confederación Nacional del Trabajo - Ulusal Emek Konfederasyonu) yayın organı olan Solidaridad Obrera tarafından sert ve alaycı bir dille eleştirildi. Gazete, Badia kardeşlerin geçmişteki icraatlarını hatırlatarak, onların ölümünü siyasi bir intikamın doğal sonucu olarak resmetmeye çalıştı. Bu durum, dönemin İspanyol basınının ne denli kutuplaşmış olduğunu ve her siyasi grubun kendi ideolojisi doğrultusunda haberleri nasıl yorumladığını açıkça gösteriyordu. Medya, yalnızca bilgi aktaran bir araç olmaktan ziyade, siyasi propagandanın ve ideolojik mücadelenin önemli bir cephesi haline gelmişti.
Planes'in FAI içindeki "gangsterler" hakkındaki uyarıları ve Badia kardeşlerin suikastına dair yazıları, onu da hedef haline getirdi. Bu makaleler nedeniyle ölüm tehditleri alan Planes, ne yazık ki Badia kardeşlerin suikastından sadece üç ay sonra, Temmuz 1936'da, İspanya İç Savaşı'nın patlak vermesinin ardından kendisi de öldürüldü. Onun ölümü, gazetecilerin ve entelektüellerin dahi siyasi şiddetin kurbanı olabildiği, korkunç bir dönemin acı bir göstergesiydi. Bu olaylar silsilesi, İspanya'nın uçurumun kenarında olduğunu ve ülkenin kısa süre sonra kanlı bir iç savaşa sürükleneceğini haber veriyordu.
İç Savaş Öncesi Katalonya'da İdeolojik Çatışmalar
Badia kardeşlerin ve Josep Maria Planes'in suikastları, İspanya İç Savaşı'nın hemen öncesindeki Katalonya'nın karmaşık ve şiddet dolu siyasi ortamını anlamak için kritik öneme sahiptir. Estat Català, Katalan bağımsızlığını savunan, zaman zaman paramiliter unsurları da barındıran radikal bir milliyetçi partiydi. Generalitat içinde önemli görevler üstlenmişlerdi ve özellikle Miquel Badia, Katalan özerkliğini koruma adına anarşist ve diğer sol gruplara karşı sert önlemler almaktan çekinmemişti. Bu durum, Katalonya'da güçlü bir tabana sahip olan CNT ve FAI gibi anarşist hareketlerle derin bir düşmanlık yaratmıştı. Anarşistler, devrimci hedefleri doğrultusunda devlet otoritesini ve burjuvaziyi reddediyor, Badia gibi figürleri kendi ideallerinin önündeki engeller olarak görüyorlardı.
1936 yılı, İspanya'da siyasi gerilimin doruk noktasına ulaştığı bir dönemdi. Şubat ayında iktidara gelen Halk Cephesi (Frente Popular) hükümeti, sağcı muhalefetle sürekli çatışma halindeydi. Ülke genelinde siyasi cinayetler, sokak çatışmaları ve grevler artış göstermişti. Badia kardeşlerin suikastı, bu genel şiddet sarmalının bir parçasıydı ve farklı ideolojilere sahip gruplar arasındaki uzlaşmaz çelişkileri yansıtıyordu. Bu olaylar, İspanya'nın sadece birkaç ay sonra başlayacak olan kanlı iç savaşa sürüklenmesinde önemli bir rol oynadı. Şiddetin bir kısır döngüye dönüşerek, bir cinayetin diğerini tetiklediği bu dönem, modern İspanya tarihinin en karanlık sayfalarından birini oluşturmaktadır.


