Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bünyesinde halk sağlığı ve önleme alanında otuz yılı aşkın süredir görev yapan Malta kökenli uzman Gauden Galea, Avrupa'da tütün, alkol, ultra-işlenmiş gıdalar ve fosil yakıtlar olmak üzere dört büyük endüstrinin her gün ortalama 7.400 kişinin ölümüne neden olduğu yönünde çarpıcı bir uyarıda bulundu. Galea'nın açıklamaları, bireysel sağlık sorunları yerine tüm bir nüfusun sağlığını iyileştirmeye yönelik önleyici tedbirlerin önemini bir kez daha gözler önüne sererken, küresel ölçekte bulaşıcı olmayan kronik hastalıklarla mücadelede endüstrilerin sorumluluğuna dikkat çekiyor. Tıp eğitimini Malta Üniversitesi'nde alırken, tek bir hastaya odaklanmak yerine toplum sağlığını iyileştirecek uygulamalara yönelme fikrinden etkilenen Galea, kariyeri boyunca bu vizyonu savunmuş ve geliştirmiştir.
DSÖ'nün önemli isimlerinden biri olarak, dünya genelinde bulaşıcı olmayan hastalıklarla (BOH) mücadelede kilit bir rol oynayan Gauden Galea, aynı zamanda COVID-19 pandemisi gibi uluslararası sağlık krizlerine verilen yanıtlarda da merkezi bir figür olmuştur. Galea, söz konusu dört endüstrinin ürünlerinin, kalp rahatsızlıkları, kanser, diyabet ve kronik solunum yolu hastalıkları gibi BOH'ların başlıca tetikleyicileri olduğunu vurgulamaktadır. Bu hastalıklar, Avrupa'da ve dünya genelinde erken ölümlerin ve engelliliğin en yaygın nedenleri arasında yer alarak, sağlık sistemleri üzerinde muazzam bir yük oluşturmakta ve ekonomik kayıplara yol açmaktadır.
Galea'nın belirttiği gibi, bu endüstrilerin faaliyetleri sadece doğrudan sağlık sorunlarına yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda çevresel tahribata ve iklim değişikliğine de katkıda bulunuyor. Özellikle fosil yakıt endüstrisi, hava kirliliği aracılığıyla solunum yolu hastalıkları ve kardiyovasküler rahatsızlıkların artışına neden olurken, küresel ısınmayı tetikleyerek uzun vadede halk sağlığı için daha büyük tehditler oluşturuyor. Tütün ve alkol endüstrileri ise bağımlılık yaratıcı ürünleriyle bireylerin sağlığını doğrudan tehdit ederken, ultra-işlenmiş gıdalar obezite, diyabet ve kalp hastalıkları riskini artıran yüksek şeker, tuz ve doymuş yağ içerikleriyle halk sağlığını derinden etkiliyor.
Halk Sağlığına Yönelik Küresel Tehditler ve Endüstrilerin Rolü
Bulaşıcı olmayan hastalıklar (BOH), dünya genelindeki ölümlerin yaklaşık %74'ünden sorumlu olup, her yıl 41 milyon insanın hayatına mal olmaktadır. Bu ölümlerin 17 milyonu, 70 yaş altı bireylerde meydana gelen erken ölümlerdir. Gauden Galea'nın işaret ettiği dört endüstri, bu küresel yükün önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Tütün kullanımı, yılda 8 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olurken, alkol zararlı kullanımı yılda 3 milyondan fazla can almaktadır. Ultra-işlenmiş gıdaların yaygın tüketimiyle ilişkili obezite ve diyabet oranlarındaki artış da kaygı vericidir. Avrupa genelinde, bu endüstrilerin ürünleri ve pazarlama stratejileri, bireylerin sağlıksız seçimler yapmasına zemin hazırlayarak, önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin artmasına katkıda bulunmaktadır.
Bu endüstrilerin ekonomik gücü ve siyasi nüfuzu, halk sağlığı politikalarının uygulanmasını zorlaştıran önemli bir engel teşkil etmektedir. Kâr odaklı yaklaşımlar, genellikle toplum sağlığının önüne geçmekte ve hükümetlerin etkili düzenlemeler yapmasını engellemektedir. DSÖ, bu durumu "ticari belirleyiciler" olarak tanımlamakta ve endüstrilerin ürünlerini pazarlama, tanıtma ve dağıtma biçimlerinin, bireylerin sağlık davranışları ve sonuçları üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu belirtmektedir. Örneğin, tütün endüstrisinin uzun yıllar boyunca ürünlerinin zararlarını gizlemeye yönelik kampanyaları ve lobicilik faaliyetleri, halk sağlığı uzmanlarının mücadelesini daha da çetin hale getirmiştir.
Hava kirliliği de Galea'nın bahsettiği endüstrilerden biri olan fosil yakıtların dolaylı ancak yıkıcı bir sonucudur. Avrupa Çevre Ajansı'na göre, Avrupa'da her yıl yüz binlerce kişi hava kirliliği nedeniyle erken ölmektedir. Bu ölümlerin çoğu, kalp hastalığı, inme, akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi BOH'larla ilişkilidir. Bu durum, sadece bireysel sağlık sorunlarına yol açmakla kalmayıp, aynı zamanda sağlık hizmetlerine olan talebi artırarak, sağlık sistemleri üzerinde büyük bir maliyet baskısı yaratmaktadır. Bu maliyetler, ulusal bütçelerden önemli paylar alarak, diğer sosyal hizmetlere ayrılması gereken kaynakları kısıtlamaktadır.
Politika Müdahaleleri ve Türkiye Bağlantısı
Gauden Galea ve DSÖ, bu küresel sağlık tehditlerine karşı kapsamlı politika müdahalelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu müdahaleler arasında, tütün, alkol ve şekerli içecekler gibi zararlı ürünler üzerindeki vergilerin artırılması, pazarlama ve reklam kısıtlamaları, ürün etiketleme standartlarının güçlendirilmesi ve sağlıklı yaşam tarzlarını teşvik eden çevrelerin oluşturulması yer almaktadır. Ayrıca, fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandıracak politikalar da hava kalitesini iyileştirerek ve iklim değişikliğiyle mücadele ederek halk sağlığına önemli katkılar sağlayacaktır. Barselona (Barcelona) gibi şehirlerde, bisiklet yollarının artırılması ve toplu taşımanın teşvik edilmesi gibi adımlar, fiziksel aktiviteyi artırarak ve hava kirliliğini azaltarak bu yönde atılmış olumlu adımlardır.
İspanya ve özellikle Catalunya (Katalonya) bölgesi, tütün kontrolü ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşviki konularında çeşitli adımlar atmıştır. Örneğin, sigara içme yasaklarının genişletilmesi ve Akdeniz diyetinin faydalarının vurgulanması, bu çabaların başında gelmektedir. Ancak, ultra-işlenmiş gıdaların ve alkolün tüketimi hala önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Avrupa Birliği genelinde, bu tür ürünlerin pazarlanmasına yönelik daha sıkı düzenlemeler ve vergilendirme mekanizmaları, DSÖ'nün de desteklediği öncelikli alanlardır. Bu tür politikalar, bireylerin sağlıklı seçimler yapmasını kolaylaştırarak, uzun vadede BOH yükünü azaltmayı hedeflemektedir.
Türkiye de Gauden Galea'nın bahsettiği bu küresel sağlık sorunlarından etkilenen ülkelerden biridir. Türkiye, tütünle mücadelede dünya genelinde örnek gösterilen başarılı adımlar atmış, sigara içme yasaklarını genişletmiş ve vergilendirmeyi artırmıştır. Ancak, obezite oranları, diyabet ve kalp hastalıkları gibi BOH'lar hala önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Ultra-işlenmiş gıdaların tüketimi ve fiziksel aktivite eksikliği, bu sorunların başlıca nedenleri arasındadır. Türkiye'nin yenilenebilir enerjiye geçiş hedefleri ve hava kalitesini iyileştirme çabaları da, fosil yakıtların olumsuz etkileriyle mücadelede kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, DSÖ'nün çağrısı, Türkiye için de geçerli olup, halk sağlığını endüstriyel çıkarların üzerinde tutan bütüncül politikaların sürdürülmesi ve geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Sonuç olarak, Gauden Galea'nın uyarısı, halk sağlığı alanında karşı karşıya olduğumuz zorlukların ciddiyetini ve karmaşıklığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Tütün, alkol, ultra-işlenmiş gıdalar ve fosil yakıt endüstrilerinin neden olduğu günlük 7.400 ölüm, sadece istatistiksel bir veri değil, aynı zamanda önlenebilir acıların ve kayıpların bir göstergesidir. Bu durum, hükümetlerin, uluslararası kuruluşların ve sivil toplumun, güçlü siyasi iradeyle bir araya gelerek, endüstrilerin ticari çıkarlarını değil, toplum sağlığını önceliklendiren politikalar geliştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Gelecek nesillerin sağlıklı bir yaşam sürmesi için, bu dört endüstrinin etkilerini azaltmaya yönelik kararlı ve koordineli adımlar atılması hayati önem taşımaktadır.



