Geleneksel olarak finans, hukuk veya iş dünyasında riskleri, sorunları veya önemli bilgileri tespit etmek amacıyla yapılan kapsamlı bir inceleme veya denetim süreci olan "durum tespiti" (due diligence), genellikle büyük bir satın alma, yatırım veya anlaşma öncesinde devreye girer. Ancak Norveçli yönetmen Kristoffer Borgli, bu kavramı beklenmedik bir alana taşıyarak, evlilik arifesindeki bir ilişkinin derinliklerine indirdiği ve eleştirmenlerden tam not alan filmi El drama (orijinal adıyla Sick of Myself) ile seyircileri düşünmeye sevk ediyor. Film, evlenmek üzere olan bir çiftin, düğün yemeği tadımı sırasında aniden başlayan ve tamamen tesadüfi bir şekilde gelişen risk analizini merkezine alarak, aşk ve güven kavramlarını sorgulatıyor.
Borgli'nin bu sarsıcı eseri, evlilik öncesi bir ilişkinin "durum tespiti" sürecini, yani partnerin geçmişini, potansiyel risklerini ve hatta psikolojik eğilimlerini resmi olmayan yollarla araştırmayı ele alıyor. Filmde, müstakbel eşler ve şahitler arasındaki bir akşam yemeği sohbeti, beklenmedik bir şekilde, evlilik kararının ardındaki motivasyonları ve tarafların birbirleri hakkındaki gerçekçi beklentilerini mercek altına alan bir sürece dönüşüyor. Bu durum, izleyiciye "Evlenmeden günler önce partneriniz hakkında resmi olmayan bir durum tespiti başlatmayı hayal edebilir misiniz?" sorusunu sordurarak, modern ilişkilerin kırılganlığını ve karmaşıklığını gözler önüne seriyor.
Geleneksel iş dünyasında "due diligence" süreci, bir şirketin finansal tablolarından yasal yükümlülüklerine, pazar konumundan operasyonel risklerine kadar her şeyi titizlikle inceler. Bu, potansiyel yatırımcıların veya alıcıların bilinçli kararlar almasını sağlamak için hayati bir adımdır. Ancak bu denetim mekanizmasının kişisel ilişkilere, özellikle de evlilik gibi duygusal ve bağlayıcı bir kuruma uygulanması fikri, hem etik tartışmaları beraberinde getiriyor hem de güven, şeffaflık ve samimiyet gibi temel ilişki dinamiklerini sorgulatıyor. Yönetmen Borgli, bu sıra dışı yaklaşımıyla, aşkın ve bağlılığın modern dünyadaki yerini cesurca ele alıyor.
Aşkın Muhasebesi: İlişkilerde Durum Tespiti Kavramı
Kristoffer Borgli'nin El drama filmi, Norveç sinemasının son dönemdeki en dikkat çekici örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Yönetmen, siyah mizah ve absürt öğeleri kullanarak, sosyal medya çağında bireylerin dikkat çekme çabasını ve kimlik arayışını ele alıyor. Filmde "durum tespiti" kavramının ilişkilere uygulanması, günümüz toplumunda artan boşanma oranları, evlilik öncesi sözleşmelerin yaygınlaşması ve "mükemmel eş" arayışının getirdiği baskılarla da paralellik gösteriyor. İspanya'da, Eurostat verilerine göre, 2021 yılında her 1000 kişi başına düşen evlilik sayısı 3,2 iken, boşanma oranı ise 1,8 civarındadır. Bu istatistikler, evlilik kararlarının daha temkinli alınmasına yönelik toplumsal bir eğilimin varlığını düşündürebilir.
Türkiye'de de benzer şekilde, evlilik ve boşanma oranları, ilişkilerdeki beklentilerin ve risk algısının değiştiğini gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2022'de evlenen çift sayısı 574 bin 358 iken, boşanan çift sayısı 180 bin 954 olmuştur. Bu durum, evlilik kurumuna dair artan endişeleri ve bireylerin partnerlerini daha yakından tanıma arzusunu tetikleyebilir. Borgli'nin filmi, bu toplumsal eğilimleri abartılı ve hicivli bir dille ele alarak, ilişkilerde "güven" ve "kontrol" arasındaki ince çizgiyi sorguluyor. Film, partnerin geçmişini, finansal durumunu, ailesel bağlarını veya hatta eski ilişkilerini araştırmak gibi eylemlerin, modern dünyada ne kadar yaygınlaştığını ve ne tür sonuçlar doğurduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Sosyal ve Psikolojik Etkiler
İlişkilerde durum tespiti yapma fikri, özellikle evlilik gibi derin bir bağ kurmadan önce, bireylerin karşılıklı güvenini ve samimiyetini ciddi şekilde zedeleyebilir. Psikologlar, bu tür bir denetim sürecinin, ilişkideki şeffaflığı artırmak yerine, gizlilik, şüphe ve paranoya ortamı yaratabileceği konusunda uyarıyor. Bir partnerin, diğerinin geçmişini veya potansiyel "risklerini" araştırması, ilişkinin temelini oluşturan güveni sarsar ve zamanla derin bir duygusal kopukluğa yol açabilir. Film, bu psikolojik gerilimi, düğün yemeği gibi neşeli ve birleştirici bir ortamda bile hissedilen rahatsız edici bir atmosferle yansıtıyor.
Borgli, bu filmle sadece bir çiftin hikayesini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda modern bireyin kendine ve başkalarına olan güvensizliğini, mükemmeliyet arayışının getirdiği baskıyı ve sosyal medyanın yarattığı "her şeyi bilme" yanılsamasını da eleştiriyor. Uzmanlar, bir ilişkinin sağlam temeller üzerine kurulması için karşılıklı saygı, açık iletişim ve koşulsuz güvenin esas olduğunu vurguluyor. "Durum tespiti" gibi bir yaklaşımın, bu temel değerleri aşındırarak, ilişkileri bir "iş anlaşması" veya "risk yönetimi projesi" haline getirme potansiyeli taşıdığına dikkat çekiliyor. Bu durum, aşkın ve romantizmin özünü sorgulatan, derin bir toplumsal analiz sunuyor.
Sonuç olarak, Kristoffer Borgli'nin El drama filmi, Zendaya ve Robert Pattinson gibi Hollywood yıldızlarının bile yaşayabileceği varsayılan en rahatsız edici düğün senaryosunu, ilişkilerdeki "durum tespiti" kavramı üzerinden ele alıyor. Film, evlilik gibi kutsal bir kurumun bile modern çağın getirdiği güvensizlikler ve kontrol arzusu karşısında nasıl bir sorgulama sürecine girebileceğini gözler önüne seriyor. Bu yapım, izleyicileri sadece aşkın ve güvenin doğası üzerine düşünmeye itmekle kalmıyor, aynı zamanda bireylerin ilişkilerde aradığı güvenlik ile duygusal bağın kırılganlığı arasındaki karmaşık dengeyi de sorgulatıyor. Aşkın bir muhasebesi yapılabilir mi, yoksa bazı şeyler hesaplanamaz mı? Film, bu soruyu cevapsız bırakarak, tartışmayı izleyicinin vicdanına havale ediyor.


