🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi: Doğu Eyaletlerinde Yeni Bir Sınav

20 Eylül 2026, Pazar
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi: Doğu Eyaletlerinde Yeni Bir Sınav

Almanya, siyasi haritasını yeniden şekillendiren aşırı sağın yükselişiyle kritik bir dönemeçten geçiyor. İki hafta önce Saksonya-Anhalt (Sachsen-Anhalt) eyaletinde elde ettiği şok edici zaferin ardından, Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bu pazar Mecklenburg-Vorpommern (Mecklenburg-Batı Pomeranya) ve Berlin'deki seçimlerde yeni bir güç gösterisine hazırlanıyor. Özellikle eski Doğu Almanya topraklarında, AfD'nin popülaritesi ana akım partileri endişelendirirken, ülkenin siyasi geleceği üzerinde önemli bir gölge oluşturuyor. Bu seçimler, hem yerel yönetimlerin oluşumu hem de gelecek genel seçimler öncesinde ülkedeki siyasi eğilimlerin bir barometresi niteliğinde.

AfD, Saksonya-Anhalt'taki başarısını Mecklenburg-Vorpommern'de de tekrarlama hevesinde. Yapılan son anketler, partinin bu eyalette oyların yaklaşık %37'sini alabileceğini gösteriyor. Bu oran, mevcut iktidardaki Sosyal Demokratlar (SPD) ile başa baş bir mücadeleye işaret ediyor; zira SPD'nin %35 civarında oy alması bekleniyor. Ancak AfD'nin mutlak çoğunluğa ulaşması veya tek başına hükümet kurması pek olası görünmüyor. Almanya'nın karmaşık koalisyon hükümeti geleneği göz önüne alındığında, AfD'nin bu denli yüksek bir oy oranına ulaşması bile, diğer partilerin aşırı sağ ile işbirliği yapmaktan kaçınma eğilimi nedeniyle hükümet kurma süreçlerini oldukça zorlaştırabilir.

Mecklenburg-Vorpommern, Almanya'nın Baltık Denizi kıyısında yer alan, nispeten kırsal ve ekonomik olarak daha az gelişmiş bir eyaletidir. Bu bölgedeki seçmenlerin AfD'ye yönelmesi, genellikle işsizlik, göçmenlik karşıtlığı ve "Berlin'deki elitler" tarafından unutulmuşluk hissi gibi faktörlerle açıklanıyor. Eyaletin demografik yapısı da, yaşlanan nüfus ve gençlerin batı eyaletlerine göç etmesiyle, AfD'nin milliyetçi ve yerelci söylemlerine zemin hazırlıyor. Berlin'deki seçimler ise daha farklı bir dinamik taşıyor; başkent, daha kozmopolit yapısı ve sol eğilimli seçmen tabanıyla AfD için Doğu eyaletleri kadar kolay bir hedef değil, ancak yine de partinin kentteki varlığı göz ardı edilemez bir gerçek.

AfD'nin Yükselişinin Arka Planı: Doğu Almanya'nın Kırılganlığı

Almanya için Alternatif (AfD), 2013 yılında bir avro karşıtı parti olarak kuruldu, ancak 2015'teki mülteci kriziyle birlikte göçmen karşıtı ve milliyetçi bir çizgiye kayarak hızla popülarite kazandı. Partinin Doğu Almanya eyaletlerindeki başarısının kökleri, Almanya'nın yeniden birleşmesinin ardından yaşanan sosyo-ekonomik değişimlere dayanıyor. Doğu Almanya (eski adıyla Alman Demokratik Cumhuriyeti), birleşme sonrası dönemde yüksek işsizlik oranları, sanayisizleşme ve Batı Almanya'ya kıyasla daha düşük yaşam standartlarıyla mücadele etti. Bu durum, "Ossi" (Doğulu) ve "Wessi" (Batılı) ayrımını derinleştirerek, Doğu Almanlar arasında bir "ikinci sınıf vatandaş" algısı yarattı.

Bu tarihsel kırılganlık, AfD'nin popülist söylemlerine uygun bir zemin hazırladı. Parti, özellikle kırsal kesimlerde ve sanayisi çökmüş bölgelerde, ana akım partilerin kendilerini ihmal ettiğini düşünen seçmenlerin sesi olmayı başardı. Göçmenlik meselesi, bu ekonomik ve sosyal hoşnutsuzlukla birleşince, AfD'nin oylarını artırmasında katalizör görevi gördü. Uzmanlar, Doğu Almanya'daki genç nüfusun batıya göç etmesiyle birlikte yaşlı ve muhafazakar seçmen tabanının artmasının da AfD'nin bu bölgelerdeki gücünü pekiştirdiğini belirtiyor. Bu durum, sadece bir siyasi parti başarısı değil, aynı zamanda Almanya'nın birleşme sürecinin hala tam anlamıyla tamamlanamadığının ve bölgesel farklılıkların siyaseti derinden etkilediğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Almanya ve Avrupa İçin Etkileri

AfD'nin Doğu Almanya'daki yükselişi, sadece eyalet siyasetini değil, aynı zamanda federal düzeydeki siyasi dengeyi de etkileme potansiyeli taşıyor. Eğer AfD, bu eyaletlerdeki başarısını sürdürür ve genel seçimlerde de oy oranını artırırsa, Almanya'da koalisyon hükümetlerinin kurulması daha da zorlaşabilir. Bu durum, siyasi istikrarsızlığa yol açabilir ve Almanya'nın Avrupa Birliği içindeki liderlik rolünü zayıflatabilir. Zira Almanya, Avrupa'nın en büyük ekonomisi ve siyasi olarak en etkili ülkelerinden biri olarak, AB'nin geleceği üzerinde belirleyici bir etkiye sahip.

Avrupa genelinde yükselen popülist ve aşırı sağcı hareketler bağlamında, Almanya'daki bu gelişmeler endişeyle izleniyor. Fransa, İtalya, Hollanda gibi ülkelerde de benzer partilerin güç kazanması, AB'nin temel değerlerini ve bütünlüğünü tehdit eden bir trendin parçası olarak görülüyor. Türkiye açısından ise, Almanya'daki siyasi istikrar ve aşırı sağın yükselişi yakından takip edilen konular arasında yer alıyor. Almanya, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri olmasının yanı sıra, milyonlarca Türk kökenli vatandaşın yaşadığı bir ülke. Aşırı sağın güçlenmesi, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık eğilimlerini artırma potansiyeli taşıdığı için, bu durum Türkiye-Almanya ilişkileri ve Almanya'daki Türk toplumu için önemli sonuçlar doğurabilir. Bu seçimler, Almanya'nın kendi içindeki bölünmeleri ve Avrupa'nın genel siyasi atmosferindeki değişimleri yansıtan kritik bir sınav niteliğinde.

Etiketler:
#almanya#ar-sa#seimler#afd#dou-almanya
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat