Ünlü İngiliz yazar Ali Smith, Barselona'nın geleneksel Sant Jordi Diada (Aziz George Günü) kutlamaları çerçevesinde düzenlenen Okuma Duyurusu (Pregó de la Lectura) etkinliğinde, savaşın ve sansürün gölgesindeki kitapların ve kütüphanelerin hayati önemine dikkat çeken çarpıcı bir konuşma yaptı. Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona)'nin tarihi Saló de Cent salonunda gerçekleşen etkinlikte Smith, "Ülkeleri bombalayanlar, her zaman kütüphaneleri yok etmeyi hedefler" sözleriyle, bilginin ve kültürün savaşlarda nasıl bir hedef haline geldiğini vurguladı. Bu güçlü mesaj, okumanın ve bilgiye erişimin özgür bir toplum için vazgeçilmez olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Smith, konuşmasında kütüphanelerin yalnızca kitap raflarından ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumsal yaşamın kalbi, özgür düşüncenin ve eleştirel aklın yeşerdiği alanlar olduğunu belirtti. Yazar, günümüzde "Rusya'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne uzanan jeopolitik devletlerin kütüphanelere saldırdığını ve fonlarını sansürlediğini" ifade ederek, bu durumun küresel çapta bir tehdit oluşturduğuna işaret etti. Bu tür eylemlerin, bilgiyi kontrol etme ve tarihi yeniden yazma çabasının açık bir göstergesi olduğunu vurguladı. Ona göre, kütüphanelere yönelik saldırılar, her zaman bir tiranlığın iş başında olduğunun ve birilerinin tarihi kontrol altına almak istediğinin kanıtıdır.
Yazar, kitapların gücünün tiranları öfkelendirdiğini ve bu nedenle hedef alındığını dile getirdi. Smith, "Kitaplar o kadar güçlüdür ki tiranları öfkelendirir" diyerek, basılı materyallerin içerdiği fikirlerin ve hikayelerin, baskıcı rejimler için ne denli tehlikeli olabileceğini gözler önüne serdi. Devletlerin veya kuruluşların bu tür okuma alanlarını veya buralarda çalışan insanları küçümsemesinin, aslında özgürlüğün tam tersi bir durumu ortaya koyduğunu savundu. Kütüphanelerin, bireylerin kendi gerçeklerine ulaşabildiği, hayal güçlerini besleyebildiği ve ortak bir tarih bilinci oluşturabildiği kaynaklar olduğunu belirtti. "Kütüphaneler olmadan, solarız" sözleriyle, bu kurumların varoluşsal önemini çarpıcı bir şekilde özetledi.
Ali Smith, kitaplar ile çiçekler arasında bir paralellik kurarak, her ikisinin de yaşam için temel olduğunu ifade etti. Tıpkı suyun insanlık için önemi gibi, kitapların ve kütüphanelerin de toplumun can damarı olduğunu savundu. Kütüphanelerin, bireysel hayal gücünün, tarihin ve düşüncenin derin bir kaynağı olmasının yanı sıra, herkese açık, ücretsiz ve kamusal alanlar olarak ortak hayal gücünün, ortak tarihin ve ortak düşüncenin de kaynakları olduğunu vurguladı. Bu açıklamalar, kütüphanelerin sadece bilgi depoları değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve entelektüel gelişim için vazgeçilmez merkezler olduğunu gözler önüne serdi. Konuşmaya, Barselona Belediyesi Kültür ve Yaratıcı Endüstriler Meclis Üyesi Xavier Marcé ve diğer belediye temsilcileri de katıldı.
Sant Jordi Diada: Kitap ve Gül Bayramı
Barselona'da her yıl 23 Nisan'da kutlanan Sant Jordi Diada, Katalonya (Catalunya) bölgesinin en özel ve sevilen geleneklerinden biridir. Bu günde sevgililer, dostlar ve aile üyeleri birbirlerine kitap ve gül hediye ederler. Aziz George'un (Sant Jordi) ejderhayı öldürdüğü ve kanından kırmızı bir gül fışkırdığı efsanesine dayanan bu kutlama, aynı zamanda Dünya Kitap Günü ile de çakışır ve Barselona sokaklarını adeta bir açık hava kütüphanesine ve çiçek bahçesine dönüştürür. Ali Smith'in bu özel günde okuma ve kütüphaneler üzerine yaptığı konuşma, bu geleneğin kültürel ve entelektüel derinliğini daha da pekiştirdi. Pregó de la Lectura etkinliği, 2003 yılından bu yana José Saramago, Quino ve Alessandro Baricco gibi dünya çapında tanınmış yazarları ağırlayarak, Barselona'nın kültürel başkent kimliğini güçlendiren önemli bir gelenek haline gelmiştir.
Savaşlarda Kütüphanelerin Hedef Alınması ve Kültürel Mirasın Korunması
Ali Smith'in "Ülkeleri bombalayanlar, her zaman kütüphaneleri yok etmeyi hedefler" şeklindeki uyarısı, tarihin acı gerçekleriyle örtüşmektedir. Antik İskenderiye Kütüphanesi'nin yıkımından, Orta Çağ'da Bağdat'taki Beyt'ül Hikme'nin Moğol istilası sırasında yok olmasına; 20. yüzyılda Saraybosna Ulusal ve Üniversite Kütüphanesi'nin Bosna Savaşı'nda yanmasına kadar, kütüphaneler savaşların ve tiranlıkların kurbanı olmuştur. Yakın geçmişte, Ukrayna'daki çatışmalarda da birçok kütüphane ve kültürel tesisin hedef alındığı rapor edilmiştir. Bu durum, bilginin ve kültürel mirasın, bir ulusun kimliğinin ve direncini simgelediği için, baskıcı rejimler tarafından yok edilmek istenen ilk unsurlardan biri olduğunu göstermektedir. Kütüphaneler, sadece birer bina değil, aynı zamanda kolektif hafızanın, eğitimin ve özgür düşüncenin kaleleridir. Onların korunması, insanlığın ortak mirasının ve geleceğinin güvence altına alınması anlamına gelir.
Ali Smith'in bu evrensel çağrısı, Türkiye gibi kültürel mirası zengin ve okuma alışkanlıklarını geliştirme çabasında olan ülkeler için de önemli dersler içermektedir. Türkiye'de kütüphane sayısı ve okuma oranları üzerine yapılan araştırmalar, bu alanda hala geliştirilmesi gereken çok şey olduğunu ortaya koymaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, Türkiye genelinde halk kütüphanelerinin sayısı artış gösterse de, kişi başına düşen kitap sayısı ve kütüphane kullanım oranları Avrupa standartlarının gerisindedir. Uzmanlar, kütüphanelerin sadece kitap ödünç verilen yerler olmaktan çıkarılıp, modern bilgi merkezleri, topluluk buluşma noktaları ve yaşam boyu öğrenme alanları haline getirilmesinin, toplumların entelektüel gelişiminde kritik rol oynayacağını belirtmektedir. Smith'in vurguladığı gibi, kitap okumak ve kütüphaneleri desteklemek, bireyleri güçlendirmenin ve toplumsal direnişi beslemenin en etkili yollarından biridir.
Konuşmasının sonunda Ali Smith, dünyanın bazı jeopolitik liderlerinin insanları çaresiz hissettirmek isteyebileceği bir dönemde, kitapların bir kaçış ve güçlenme aracı olduğunu hatırlattı. "Bu dünyada kendimizi güçsüz hissettiğimizde, bazı jeopolitik liderlerin bundan başka hiçbir şey istemediği bir zamanda... Bir kitap açın. Kitabı kutlayalım" sözleriyle dinleyicilerine ilham verdi. Smith'in bu güçlü çağrısı, Barselona'dan dünyaya yayılarak, okumanın sadece kişisel bir zevk değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk ve özgürlüğün temel direği olduğunu bir kez daha kanıtladı. Onun mesajı, dijital çağda bilginin hızla yayıldığı ancak aynı zamanda dezenformasyonun da arttığı günümüzde, kütüphanelerin ve basılı eserlerin güvenilir bilgi kaynakları olarak değerini koruduğunu ve koruması gerektiğini vurgulamaktadır.



