Barselona, İspanya'dan gelen yeni bir araştırmaya göre, aile hekimleri arasında yapay zeka (YZ) araçları içinde en yaygın kullanılanın ChatGPT olduğu ortaya çıktı. Catalunya (Katalonya) Aile ve Toplum Hekimliği Derneği (CAMFiC) tarafından birincil sağlık hizmetlerinde görevli 370'ten fazla profesyonelle yapılan anketin sonuçları, prestijli tıp dergisi The Lancet Primary Care'da yayımlanan bir makalede yer aldı. Bu bulgu, sağlık sektöründe YZ'nin hızla artan etkisini ve hekimlerin günlük pratiklerinde bu teknolojiyi nasıl benimsediğini gözler önüne seriyor.
Araştırma, ChatGPT'nin açık ara farkla en çok tercih edilen YZ aracı olduğunu gösterirken, diğer önemli YZ platformlarının kullanım oranlarına da ışık tuttu. Anket sonuçlarına göre, Copilot %37'lik bir kullanım oranıyla ikinci sırada yer alırken, elektronik klinik kayıt sistemlerine entegre klinik asistan olan AXIA ise %36 ile onu takip etti. Google'ın YZ modeli Gemini %24, Perplexity ise %18 oranında aile hekimleri tarafından kullanılıyor. İlginç bir şekilde, hekimlerin yalnızca %18'inin bu YZ araçları için ücretli aboneliklere sahip olması, ücretsiz versiyonların yaygınlığını ve erişilebilirliğinin önemini vurgulamaktadır.
Bu çalışma, birincil sağlık hizmetlerinde artan iş yükü, yaşlanan nüfus ve sınırlı kaynaklar gibi küresel sorunların yaşandığı bir dönemde yapıldı. CAMFiC Başkanı Antoni Sisó, bu bağlamda YZ'nin artık "geleceğin bir seçeneği değil, acil bir ihtiyaç" haline geldiğini belirtiyor. YZ'nin, hekimlerin bilgiye erişimini hızlandırarak, rutin görevleri otomatize ederek ve karar verme süreçlerini destekleyerek sağlık hizmetlerinin kalitesini ve verimliliğini artırma potansiyeli taşıdığı düşünülüyor. Bu durum, özellikle Türkiye gibi benzer demografik ve sistemsel zorluklarla boğuşan ülkeler için de önemli çıkarımlar sunmaktadır.
Yapay Zeka Kullanımının Yoğunluğu ve Amaçları
Anketin detayları, aile hekimlerinin YZ araçlarını ne sıklıkta ve hangi amaçlarla kullandığını da ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan hekimlerin %28'i YZ'yi günlük olarak kullandığını belirtirken, %30'u ise haftada birkaç kez bu araçlara başvurduğunu ifade etti. Bu yüksek kullanım sıklığı, YZ'nin hekimlerin iş akışına ne denli entegre olmaya başladığını gösteriyor. En yaygın kullanım alanları arasında %67 ile tıbbi literatür taraması ve sentezi, %46 ile metin yazımı ve düzenlemesi ve %37 ile klinik oturumların hazırlanması yer alıyor. Bu görevler, hekimlerin bilgiye hızlı erişimini sağlayarak ve idari yüklerini azaltarak klinik pratiği önemli ölçüde hızlandırabilir.
Ancak, YZ'nin sunduğu bu potansiyel faydaların yanı sıra, entegrasyon ve yasal düzenlemeler konusunda önemli zorluklar da bulunuyor. Antoni Sisó, YZ'nin mevcut sistemlerle entegrasyonu ve yasal koşulların hala çözülmemiş konular olduğunu vurguluyor. Hekimlerin YZ kullanımının önündeki başlıca engeller arasında "eğitim eksikliği, yasal ve gizlilikle ilgili şüpheler, elektronik sağlık kayıtlarıyla yetersiz entegrasyon ve net politika yönergelerinin olmaması" sıralanıyor. Bu engeller, YZ'nin sağlık hizmetlerinde tam potansiyeline ulaşmasının önündeki en büyük bariyerlerden bazılarıdır.
Yasal Çerçeve ve Gelecek Perspektifi
Yapay zekanın sağlıkta kullanımı, Barselona'daki bu örnekte de görüldüğü gibi, küresel bir trend haline gelmiştir. Avrupa Birliği'nin yakın zamanda kabul ettiği Yapay Zeka Yasası (AI Act) gibi düzenlemeler, bu teknolojinin etik ve güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Özellikle hasta verilerinin gizliliği ve güvenliği (AB'deki GDPR düzenlemeleri gibi) YZ uygulamaları için hayati öneme sahiptir. Türkiye'de de Sağlık Bakanlığı'nın dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında YZ'nin sağlık hizmetlerine entegrasyonu üzerine tartışmalar ve projeler devam etmektedir. Türk hekimleri de benzer iş yükü ve bilgiye erişim zorluklarıyla karşı karşıya olduğundan, İspanya'daki bu çalışma Türkiye için de yol gösterici olabilir.
Antoni Sisó, bu bağlamda "YZ kullanımı, hasta verilerinin kullanımı, gizlilik ve güvenlik konularında açık kurumsal rehberlikler ve denetim mekanizmaları oluşturulması" çağrısında bulunuyor. Sisó, eğer kurumlar bu araçları entegre etmezse, profesyonellerin bunları bireysel olarak entegre edeceğini ve "çünkü araçlar zaten burada" uyarısında bulunuyor. Bu durum, sağlık sistemlerinin YZ'nin getirdiği bu hızlı değişime ayak uydurması ve hekimlere güvenli, etik ve verimli bir kullanım ortamı sunması gerektiğini gösteriyor. Gelecekte, YZ'nin birincil sağlık hizmetlerinde daha da derinlemesine entegre olması, teşhis süreçlerine yardımcı olması ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarını desteklemesi beklenmektedir, ancak bunun için güçlü bir yasal ve etik altyapının oluşturulması şarttır.



