Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), eski Katalonya Özerk Hükümeti Başkanı Quim Torra ve eski Katalonya Parlamentosu Başkan Yardımcısı Josep Costa'nın, Pegasus casus yazılımıyla izlendikleri iddialarına ilişkin başvurularını kesin olarak reddetti. Strasbourg'daki AİHM, Torra'nın talebini yakın zamanda geri çevirirken, Costa'nın benzer başvurusunu da geçen yıl aynı gerekçelerle kabul etmemişti. Bu kararlar, Katalan bağımsızlık hareketinin önde gelen bu iki isminin, hak ihlali olduğuna dair yeterli kanıt bulunmadığına hükmedilmesiyle sonuçlandı.
AİHM'nin bu kararı, Josep Costa'nın geçen yıl yaptığı başvuruyu kabul etmemesinin ardından geldi ve Quim Torra'nın talebini de aynı gerekçelerle reddetti. Mahkeme, başvurucuların haklarının ihlal edildiğine dair "yeterli emare" bulmadığını belirtti. Bu durum, "CatalanGate" olarak bilinen ve onlarca Katalan bağımsızlık yanlısı siyasetçi, aktivist ve avukatın Pegasus ile hedef alındığı iddialarını içeren geniş kapsamlı skandalın hukuki boyutunda, Katalan bağımsızlık hareketinin liderleri için büyük bir hayal kırıklığı yaratırken, İspanyol hükümeti üzerindeki uluslararası baskıyı bir nebze olsun hafifletti.
Torra ve Costa, İspanyol istihbarat servislerinin (CNI - Centro Nacional de Inteligencia) Pegasus casus yazılımını kullanarak kendilerini yasadışı bir şekilde izlediğini iddia ediyorlardı. Bu iddialar, özellikle Kanada merkezli sivil toplum kuruluşu Citizen Lab'ın 2022 yılında yayımladığı raporla gündeme gelmiş ve İspanya'da büyük bir siyasi krize yol açmıştı. Rapor, 60'tan fazla Katalan siyasetçi, avukat ve aktivistin hedef alındığını ortaya koyuyordu. Bu durum, İspanyol demokrasisinin şeffaflığı ve hesap verebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratmıştı.
Başvurucular, özel hayatın gizliliği ve ifade özgürlüğü gibi temel insan haklarının ihlal edildiğini savunarak AİHM'ye gitmişlerdi. Ancak AİHM, ulusal mahkemelerin bu iddiaları yeterince araştırmadığına dair ikna edici kanıtlar sunulamadığına işaret etti. Mahkeme, ulusal hukuk yollarının tüketilmediği veya etkili olmadığı yönündeki argümanları yeterli bulmadı. Bu karar, AİHM'nin ulusal yargı süreçlerine olan saygısını ve öncelik verme prensibini bir kez daha teyit etti.
"CatalanGate" Skandalı ve Pegasus'un Gölgesi
"CatalanGate" olarak adlandırılan casusluk skandalı, 2022 yılının Nisan ayında Citizen Lab'ın şok edici raporuyla patlak verdi. Rapor, İsrailli NSO Group tarafından geliştirilen ve sadece devletlere satılan Pegasus casus yazılımının, 2017 Katalonya (Catalunya) bağımsızlık referandumu ve sonrasındaki olaylarla bağlantılı olarak aralarında dönemin Katalonya Özerk Hükümeti Başkanı Pere Aragonès'in de bulunduğu çok sayıda bağımsızlık yanlısı figürü hedef aldığını ortaya koydu. Bu olay, İspanya'da ulusal güvenlik ve siyasi etiğe ilişkin ciddi tartışmaları beraberinde getirdi ve hükümetin uluslararası imajını zedeledi.
Skandalın ortaya çıkmasıyla birlikte, dönemin İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles ve CNI Başkanı Paz Esteban gibi isimler hakkında soruşturma başlatıldı. Esteban, Pegasus'un bazı Katalan liderlere karşı yasal mahkeme kararlarıyla kullanıldığını itiraf etmiş, ancak bunun "tamamen yasal ve yargı denetimi altında" yapıldığını savunmuştu. Ancak, Torra ve Costa gibi birçok ismin izlenmesi için bu tür bir yargı izninin olup olmadığı belirsizliğini koruyordu. Pegasus casus yazılımı, hedeflenen kişinin cep telefonuna uzaktan erişim sağlayarak mesajları okuma, aramaları dinleme, kamera ve mikrofonu etkinleştirme gibi birçok yeteneğe sahip. Bu teknoloji, gazeteciler, insan hakları aktivistleri ve muhalifler dahil olmak üzere dünya genelinde birçok kişiyi hedef almak için kullanıldığı iddialarıyla sıkça gündeme gelmiş ve uluslararası alanda büyük endişelere yol açmıştı. Türkiye'de de geçmişte Pegasus'un kullanıldığına dair iddialar ortaya atılmış, bu da konunun küresel bir sorun olduğunu ve demokrasiye yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu göstermişti.
AİHM Kararının Hukuki ve Siyasi Yansımaları
AİHM'nin Quim Torra ve Josep Costa'nın başvurularını reddetmesi, Katalan bağımsızlık hareketinin uluslararası arenadaki hukuki mücadelelerinde önemli bir gerileme olarak yorumlanıyor. Bu karar, AİHM'nin genellikle ulusal hukuk yollarının öncelikli olarak tüketilmesini beklediği ilkesini bir kez daha vurguladı. Mahkeme, İspanyol yargısının bu iddiaları araştırmak için yeterli mekanizmalara sahip olduğunu ve başvurucuların bu yolları tam olarak kullanmadığını veya etkisizliğini kanıtlayamadığını belirtti. Bu durum, uluslararası mahkemelerin, devletlerin iç hukuk sistemlerine müdahale etmeden önce tüm yerel imkanların değerlendirilmesini beklediği yönündeki genel prensibini ortaya koydu.
Siyasi açıdan bakıldığında, bu karar İspanya hükümeti için bir rahatlama kaynağı olabilirken, Katalan bağımsızlık yanlıları arasında hayal kırıklığına yol açtı. Katalan liderler, kararın "adaletsizlik" olduğunu ve İspanya'nın "derin devlet" uygulamalarının cezasız kaldığını iddia ediyorlar. Ancak bu durum, Katalonya'daki bağımsızlık yanlısı partiler arasındaki iç tartışmaları ve strateji farklılıklarını da derinleştirebilir. Uzmanlar, AİHM'nin bu tür casusluk vakalarında hak ihlali tespiti yapmasının zorluğuna dikkat çekiyor. Casus yazılımların doğası gereği gizli olması ve devletlerin ulusal güvenlik argümanlarıyla hareket etmesi, kanıt toplama sürecini karmaşıklaştırıyor. Bu karar, gelecekteki benzer vakalar için doğrudan bir emsal teşkil etmese de, uluslararası insan hakları mahkemelerinin siber casusluk iddialarına nasıl yaklaştığına dair önemli bir gösterge sunuyor. KatalanGate'in İspanya içindeki soruşturmaları ise henüz tam olarak sonuçlanmamış olup, bu karar ulusal yargı süreçlerini doğrudan etkilemeyecektir, ancak siyasi söylemi şekillendirecektir.



