🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Afganistan'da Gazetecilere Suçlu Muamelesi: Taliban'ın Medyaya Baskısı

15 Mayıs 2026, Cuma
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Afganistan'da Gazetecilere Suçlu Muamelesi: Taliban'ın Medyaya Baskısı

Kabil'de bir kadın gazetecinin yürek burkan ifadesi, Taliban yönetimindeki Afganistan'da medyanın karşı karşıya kaldığı acı gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Geçtiğimiz Pazar günü, Taliban istihbarat servisinin Kabil'deki bir medya kuruluşuna düzenlediği baskın, gazetecilerin sadece haber yaptıkları için nasıl "suçlu" muamelesi gördüğünü ortaya koydu. Bu olay, daha önce "Faziletin Teşviki ve Ahlaksızlığın Önlenmesi Bakanlığı"nın en kötü kurum olduğunu düşünen kadın gazetecinin, istihbarat servisinin eylemlerinin çok daha vahim sonuçlar doğurabileceği yönündeki korkularını pekiştirdi.

Baskın sırasında yaşananlar, medya çalışanları üzerinde derin bir korku ve belirsizlik ortamı yarattı. Taliban güçleri, gazetecilerin işlerini yapmalarını engellemekle kalmayıp, onları sorguya çekerek ve ekipmanlarına el koyarak mesleki özgürlüklerini tamamen gasp etme niyetinde olduklarını açıkça gösterdi. Bu tür eylemler, gazetecilerin sadece haber yapma hakkını değil, aynı zamanda temel insan haklarını da ihlal etmektedir; zira bilgiye erişim ve ifade özgürlüğü, modern bir toplumun vazgeçilmez unsurlarıdır.

Kadın gazetecinin kişisel deneyimi, Afganistan'daki durumun karmaşıklığını ve kadınların yaşadığı çifte baskıyı vurguluyor. Daha önce kadınların giyim tarzına karışan ve kamusal alandaki varlıklarını sorgulayan "Faziletin Teşviki ve Ahlaksızlığın Önlenmesi Bakanlığı"nın uygulamalarını "en kötü" olarak niteleyen gazeteci, istihbarat servisinin doğrudan medya kuruluşlarına yönelik bu şiddetli müdahalesinin, ifade özgürlüğü üzerindeki tehdidin çok daha büyük olduğunu fark etti. Kadın gazeteciler, hem meslekleri hem de cinsiyetleri nedeniyle hedef alınarak, toplumun en kırılgan kesimlerinden birini oluşturmaktadır.

Bu olay, Taliban'ın Ağustos 2021'de iktidarı yeniden ele geçirmesinden bu yana medyanın yaşadığı ağır darbenin sadece bir örneğidir. Ülkede faaliyet gösteren bağımsız medya kuruluşlarının sayısı hızla azalırken, kalanlar da sürekli bir tehdit ve sansür altında çalışmak zorunda kalmaktadır. Taliban, basın özgürlüğünü kendi ideolojik çizgisine uygun hale getirmek amacıyla her türlü baskı aracını kullanmaktan çekinmiyor, bu da Afgan halkının doğru ve tarafsız bilgiye ulaşmasını neredeyse imkansız hale getiriyor.

Taliban Yönetimi ve Medyaya Yönelik Baskının Arka Planı

Taliban'ın 2021'de Kabil'i ele geçirmesiyle birlikte, Afganistan'da son yirmi yılda büyük zorluklarla inşa edilen medya ekosistemi adeta çöktü. Önceki hükümet döneminde, ülkenin dört bir yanında yüzlerce radyo istasyonu, televizyon kanalı ve gazete kurulmuş, nispeten özgür bir basın ortamı oluşmuştu. Ancak Taliban'ın dönüşüyle birlikte, bu özgürlük ortamı yerini yoğun bir baskı ve sansür rejimine bıraktı. Yeni yönetim, medya kuruluşlarına yönelik katı kurallar getirerek, muhalif sesleri susturmayı ve kendi propagandalarını yaymayı hedefledi.

Taliban'ın medya üzerindeki baskı mekanizmaları oldukça çeşitlidir. Keyfi tutuklamalar, gazetecilerin gözaltına alınması ve işkence görmesi gibi doğrudan şiddet eylemlerinin yanı sıra, medya kuruluşlarına yönelik mali kısıtlamalar, yayın yasakları ve "İslami değerlere aykırı" olduğu gerekçesiyle içerik sansürü de yaygın olarak uygulanmaktadır. Özellikle "Faziletin Teşviki ve Ahlaksızlığın Önlenmesi Bakanlığı", kadınların ekranda görünmesi, müzik yayınlanması veya belirli konuların işlenmesi gibi konularda katı kurallar dayatarak medyanın bağımsızlığını ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi uluslararası kuruluşların raporlarına göre, Taliban'ın iktidarı ele geçirmesinden bu yana Afganistan, dünya basın özgürlüğü endeksinde en alt sıralara gerilemiş, yüzlerce medya kuruluşu kapanmış ve binlerce gazeteci işsiz kalmıştır.

Basın Özgürlüğünün Geleceği ve Uluslararası Etkileri

Afganistan'daki bu durum, sadece yerel gazetecileri değil, aynı zamanda küresel basın özgürlüğü mücadelesini de derinden etkilemektedir. Medyanın susturulması, ülkedeki insan hakları ihlallerinin, özellikle de kadınlara ve azınlıklara yönelik baskıların uluslararası kamuoyuna ulaşmasını engellemektedir. Bilgi akışının kesilmesi, insani yardımların etkinliğini azaltmakta ve ülkenin gerçek durumu hakkında dış dünyanın doğru bilgi edinmesini zorlaştırmaktadır. Bu durum, Afganistan'ın zaten kırılgan olan sosyal ve siyasi yapısını daha da istikrarsızlaştırmaktadır.

Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke, Afganistan'daki gelişmeleri yakından takip etmekte ve basın özgürlüğünün önemine vurgu yapmaktadır. Uluslararası toplum, Taliban'a medya özgürlüklerine saygı duyması ve gazetecilere yönelik baskıyı durdurması çağrısında bulunsa da, bu çağrıların sahada somut bir karşılık bulduğu söylenemez. Türkiye'nin kendi içinde de zaman zaman basın özgürlüğü tartışmaları yaşansa da, uluslararası arenada ifade özgürlüğünün ve bağımsız gazeteciliğin korunması gerektiği yönündeki genel ilkesel duruşu önemlidir. Afganistan'daki gazetecilerin yaşadığı bu trajik deneyimler, dünyanın her yerindeki meslektaşları için bir dayanışma çağrısı niteliği taşımaktadır. Bağımsız gazetecilik, demokrasinin ve şeffaflığın temel direği olmaya devam edecektir ve bu direğin yıkılmasına izin verilmemelidir.

Etiketler:
#afganistan#taliban#medya#gazeteci#ifade-özgürlüğü
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat