Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 23 yıl süren karmaşık ve maliyetli bir askeri varlığın ardından Irak'tan tüm askerlerini çektiğini duyurdu. Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkedeki tüm uluslararası koalisyon güçlerinin IŞİD (DEAŞ) ile mücadele çerçevesinde ülkeyi terk etmesiyle "yeni bir dönemin" başladığını ilan etti. Bu gelişme, 2003'teki işgalden bu yana Irak'ın egemenliği ve geleceği açısından önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor.
ABD'nin Irak'tan tam çekilmesi, uzun süredir devam eden tartışmaların ve Irak hükümetinin artan taleplerinin bir sonucudur. Uluslararası koalisyonun ana misyonu, 2014 yılında Irak'ın büyük bir bölümünü ele geçiren ve bölgede ciddi bir tehdit oluşturan IŞİD terör örgütünü yenmekti. Bu misyonun başarıyla tamamlandığına dair açıklamalar yapılsa da, örgütün uyuyan hücreleri ve ideolojik etkisi hala bölge için bir risk faktörü olarak görülüyor.
Başbakan el-Zaidi'nin "yeni dönem" vurgusu, Irak'ın kendi güvenlik ve istikrarını sağlama yolunda attığı adımların altını çiziyor. Bu çekilme, Irak'ın ulusal egemenliğini pekiştirmesi ve dış müdahalelerden arınmış bir gelecek inşa etmesi için bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Ancak, ülkenin siyasi istikrarsızlık, ekonomik zorluklar ve bölgesel güçlerin etkisi gibi iç ve dış sorunlarla yüzleşmeye devam edeceği de aşikar.
Irak'taki ABD Varlığının Tarihsel Arka Planı
ABD'nin Irak'taki askeri varlığı, 11 Eylül saldırılarının ardından terörle mücadele adı altında başlatılan geniş çaplı operasyonların bir parçasıydı. 2003 yılında dönemin ABD Başkanı George W. Bush liderliğindeki koalisyon güçleri, Saddam Hüseyin rejiminin kitle imha silahları (WMD) bulundurduğu iddialarıyla Irak'ı işgal etti. Bu işgal, rejimi devirse de, ülkeyi derin bir siyasi boşluğa, mezhepsel çatışmalara ve uzun süreli bir direniş hareketine sürükledi. On binlerce sivilin hayatını kaybettiği, milyonlarcasının yerinden edildiği bu süreç, Irak'ın modern tarihindeki en travmatik dönemlerden biri olarak kayıtlara geçti.
2011 yılında ABD, Irak'tan büyük ölçüde çekilmişti, ancak bu boşluk kısa sürede IŞİD'in yükselişiyle doldu. Terör örgütü, 2014'te Musul gibi büyük şehirleri ele geçirerek geniş bir alanı kontrol altına aldı ve uluslararası güvenliği tehdit etti. Bunun üzerine ABD liderliğindeki uluslararası bir koalisyon, Irak hükümetinin talebi üzerine IŞİD'le mücadele etmek amacıyla yeniden Irak'a konuşlandı. Bu misyon, ağırlıklı olarak eğitim, danışmanlık ve hava desteği sağlamaya odaklanmıştı. Çekilme kararı, koalisyonun IŞİD'e karşı askeri zafer kazandığı ve Irak güvenlik güçlerinin kendi başlarına savunma yapabilecek düzeye geldiği inancına dayanıyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler: Türkiye ve İspanya Bağlantısı
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, sadece Irak için değil, tüm Orta Doğu bölgesi için önemli sonuçlar doğuracaktır. Bölgedeki güç dengeleri, özellikle İran'ın Irak üzerindeki etkisi, bu çekilme ile daha da belirginleşebilir. Türkiye için Irak'ın istikrarı hayati öneme sahiptir. Türkiye, Irak ile uzun bir sınıra sahip olması ve PKK terör örgütünün Irak'ın kuzeyindeki varlığı nedeniyle Irak'ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğine büyük önem vermektedir. ABD'nin çekilmesi sonrası oluşabilecek güvenlik boşlukları veya istikrarsızlık, Türkiye'nin sınır güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Ankara, Irak'ın yeniden inşası ve terörle mücadelede aktif rol oynamaya devam edecektir.
İspanya ve Barselona gibi Avrupa ülkeleri ve şehirleri de, IŞİD tehdidiyle mücadelede uluslararası koalisyonun bir parçası olmuştur. İspanya, Irak'taki koalisyon güçlerine eğitim ve danışmanlık desteği sağlayarak terörle mücadeleye katkıda bulunmuştur. Ayrıca, terör saldırılarının hedefi olmuş bir ülke olarak İspanya, uluslararası terörizmle mücadelede işbirliğinin önemini her zaman vurgulamıştır. ABD'nin çekilmesi, IŞİD'in tamamen ortadan kalkmadığı bir ortamda, uluslararası toplumun terörle mücadeledeki sorumluluklarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Bu durum, Avrupa'nın kendi güvenlik stratejilerini ve bölgesel ortaklıklarını gözden geçirmesini gerektirebilir.
Sonuç olarak, ABD'nin Irak'tan tamamen çekilmesi, 23 yıllık bir dönemin sonunu işaret ediyor ve Irak için hem umutları hem de belirsizlikleri beraberinde getiriyor. Irak Başbakanı'nın "yeni dönem" vurgusu, ülkenin kendi kaderini tayin etme iradesini yansıtsa da, kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için henüz uzun bir yol olduğu açık. Bölgesel aktörlerin ve uluslararası toplumun desteği, Irak'ın bu kritik süreçte başarılı olabilmesi için hayati önem taşıyacaktır. Ancak, bu çekilme, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri stratejisinde bir paradigma değişimini de simgeliyor olabilir.



