🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

AB'de İran Gerilimi ve Trump Mirası Tartışması: Von der Leyen-Costa Çatlağı Derinleşiyor

10 Mart 2026, Salı
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
AB'de İran Gerilimi ve Trump Mirası Tartışması: Von der Leyen-Costa Çatlağı Derinleşiyor

Avrupa Birliği (AB) içerisinde, özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump'ın "kurallara dayalı dünya düzenini" sarsan dış politika yaklaşımı ve İran ile yaşanan gerilimler ekseninde derin bir bölünme yaşanıyor. Bu ayrışma, AB kurumları arasında olduğu kadar üye devletler arasında da giderek belirginleşiyor ve birliğin küresel sahnede tek ses olma arayışını zorluyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve dönemin Portekiz Başbakanı António Costa gibi önde gelen isimlerin farklı yaklaşımları, bu iç çatlağın en somut göstergelerinden biri haline gelmiş durumda.

Söz konusu bölünme, temel olarak iki farklı kampın oluşmasına neden oluyor: Bir yanda, Trump döneminin yarattığı yeni gerçekliğe adapte olunması gerektiğini savunanlar varken, diğer yanda uluslararası hukukun ve çok taraflılığın savunulması gerektiğini vurgulayanlar bulunuyor. Bu durum, AB'nin dış politika stratejisinin belirlenmesinde ciddi bir iç tartışma yaratmış, özellikle İran nükleer anlaşması (JCPOA) ve bölgedeki güvenlik meseleleri gibi kritik konularda farklı seslerin yükselmesine yol açmıştır. AB'nin bu iç ayrışması, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde kendi stratejik özerkliğini inşa etme çabalarını da sekteye uğratma potansiyeli taşıyor.

Von der Leyen liderliğindeki Avrupa Komisyonu genellikle daha jeopolitik bir duruş sergileme ve ABD ile transatlantik ilişkilerin önemini vurgulama eğilimindeyken, António Costa gibi liderler uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi çok taraflı kurumlara daha sıkı bağlılık çağrısı yapmıştır. Özellikle 2020 yılının başlarında, ABD'nin İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle tırmanan gerilimler, AB içinde bu farklı yaklaşımların ne kadar keskin olabileceğini gözler önüne sermiştir. Bazı AB ülkeleri Washington'ın eylemlerine daha yakın bir duruş sergilerken, diğerleri gerilimi düşürme ve diplomatik çözüm arayışlarına odaklanmıştır.

Bu ayrışmanın ekonomik yansımaları da göz ardı edilemez. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, AB şirketlerinin İran ile ticaret yapmasını zorlaştırmış ve Avrupa'nın kendi ekonomik çıkarlarını koruma kapasitesini sorgulatmıştır. AB'nin, İran nükleer anlaşmasını (JCPOA) kurtarmak amacıyla kurduğu INSTEX (Ticaret Mübadelesini Destekleme Aracı) gibi mekanizmalar, ABD'nin baskısı altında etkin bir şekilde çalışmakta zorlanmıştır. Bu durum, AB'nin sadece siyasi değil, ekonomik alanda da kendi bağımsızlığını ne ölçüde koruyabildiği konusunda önemli soruları gündeme getirmiştir.

Trump Mirası ve AB'nin Stratejik Özerklik Arayışı

Donald Trump'ın "Önce Amerika" (America First) politikası, uluslararası ilişkilerde köklü değişikliklere yol açmıştır. Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme, İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) ayrılma ve NATO'ya yönelik eleştiriler gibi adımlar, uzun süredir Batı ittifakının temelini oluşturan normları ve kurumları sarsmıştır. Bu durum, Avrupa Birliği'ni kendi dış politika ve güvenlik stratejilerini yeniden değerlendirmeye itmiş, "stratejik özerklik" kavramını AB gündeminin merkezine yerleştirmiştir. Ancak bu özerkliğin tanımı ve nasıl hayata geçirileceği konusunda AB içinde henüz tam bir mutabakat sağlanamamıştır.

Özellikle Almanya ve Fransa gibi büyük üye devletler, AB'nin kendi savunma ve dış politika kapasitesini geliştirmesi gerektiği konusunda hemfikir olsa da, bu sürecin hızı ve kapsamı hakkında farklı görüşler mevcuttur. Polonya ve Baltık ülkeleri gibi bazı Doğu Avrupa ülkeleri, Rusya tehdidi karşısında ABD ile güçlü transatlantik bağların korunmasını hayati görürken, İspanya ve Portekiz gibi Güney Avrupa ülkeleri genellikle çok taraflılığa ve diplomatik çözümlere daha fazla vurgu yapma eğilimindedir. Bu farklı öncelikler, AB'nin kriz anlarında ortak bir duruş sergilemesini zorlaştırmaktadır.

Türkiye ve AB'nin Bölgesel Etkileşimi

AB içindeki bu bölünmeler, Türkiye-AB ilişkileri üzerinde de dolaylı etkilere sahiptir. AB'nin ortak bir dış politika geliştirmedeki zorlukları, özellikle Doğu Akdeniz, Libya veya Suriye gibi Türkiye'nin doğrudan ilgi alanına giren konularda tutarlı ve tek bir sesle hareket etmesini engellemektedir. Bu durum, Türkiye için AB'nin bir bütün olarak değil, bireysel üye devletlerle ikili ilişkiler üzerinden ilerleme stratejilerini daha cazip hale getirebilmektedir. Ayrıca, AB'nin İran ile ilişkileri konusundaki iç tartışmaları, Türkiye'nin İran ile olan ticari ve enerji ilişkileri açısından da önemli bölgesel dinamikler yaratmaktadır.

Sonuç olarak, Donald Trump'ın dış politika mirası ve İran ile yaşanan gerilimler, Avrupa Birliği'nin içindeki yapısal çatlakları derinleştirmiştir. Ursula von der Leyen ve António Costa gibi liderlerin temsil ettiği farklı yaklaşımlar, AB'nin gelecekteki dış politika yönelimi için kritik bir sınav teşkil etmektedir. AB'nin küresel bir aktör olarak etkinliğini sürdürebilmesi ve uluslararası sistemdeki rolünü güçlendirebilmesi için bu iç ayrışmaları aşarak daha uyumlu ve kararlı bir dış politika çizgisi benimsemesi gerekmektedir. Aksi takdirde, bu bölünmeler AB'nin uluslararası arenadaki ağırlığını azaltmaya devam edebilir.

Etiketler:
#ab#iran#dış-politika#trump#gerilim
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat