🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

<p><strong>AB Adalet Divanı'ndan Meloni'nin Göçmen Merkezlerine Büyük Darbe

11 Haziran 2026, Perşembe
3 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
<p><strong>AB Adalet Divanı'ndan Meloni'nin Göçmen Merkezlerine Büyük Darbe

Avrupa Birliği Adalet Divanı (TJUE) Genel Avukatı, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin tartışmalı göç politikalarına önemli bir darbe vurdu. Perşembe günü yayımlanan bir görüşle, İtalya'nın düzensiz göçmenleri Avrupa Birliği toprakları dışında, Arnavutluk'ta kurmayı planladığı merkezlere gönderme niyetinin AB hukukuna aykırı olabileceği belirtildi. Bu karar, Meloni hükümetinin göçmen akışını kontrol altına alma çabaları için ciddi bir hukuki engel teşkil ediyor.

Söz konusu anlaşma, İtalya'ya deniz yoluyla ulaşan düzensiz göçmenlerin, sığınma başvurularının işlenmesi ve potansiyel sınır dışı edilmeleri için Arnavutluk'ta kurulacak merkezlere sevk edilmesini öngörüyordu. Meloni, bu planı Akdeniz'deki göçmen sorununa "yenilikçi bir çözüm" olarak sunmuştu. Ancak TJUE Genel Avukatı'nın görüşü, bu tür merkezlerin AB hukuku ve uluslararası insan hakları standartlarıyla çelişebileceğine işaret ediyor. Genel Avukat'ın görüşleri bağlayıcı olmamakla birlikte, Adalet Divanı'nın nihai kararında genellikle önemli bir ağırlık taşır ve çoğunlukla takip edilir.

İtalya ve Arnavutluk arasında Kasım 2023'te imzalanan anlaşma, İtalya'nın Avrupa Birliği dışındaki bir ülkede göçmen işleme merkezleri kurma girişimi olarak dikkat çekmişti. Anlaşmaya göre, İtalya, Arnavutluk'ta iki merkez inşa etmeyi ve işletmeyi planlıyordu: biri göçmenlerin kimlik tespiti ve parmak izi alımı için, diğeri ise sığınma başvurularının değerlendirilmesi ve sınır dışı edilmeyi bekleyenlerin barındırılması için. Bu merkezlerin yıllık yaklaşık 36.000 göçmeni ağırlama kapasitesine sahip olması ve İtalya'ya beş yıl içinde yaklaşık 650 milyon Euro'ya mal olması bekleniyordu. Anlaşma, başta insan hakları örgütleri ve muhalefet partileri olmak üzere birçok kesimden yoğun eleştiri almıştı.

Arka Plan ve AB'nin Göç Politikası Çıkmazı

Meloni hükümetinin bu anlaşmayı yapmasındaki temel motivasyon, İtalya'nın Akdeniz üzerinden Avrupa'ya gelen düzensiz göçmenler için birincil giriş kapılarından biri olmasıydı. Sağcı lider Giorgia Meloni, 2022'de iktidara geldiğinde, göçmen akışını durdurmayı ve "deniz ablukası" kurmayı vaat etmişti. Arnavutluk anlaşması, bu vaadin somut bir adımı olarak görülüyordu. Ancak, benzer "dışsallaştırma" politikaları, Birleşik Krallık'ın Ruanda ile yaptığı tartışmalı anlaşma örneğinde olduğu gibi, uluslararası hukuk ve insan hakları açısından ciddi sorgulamalara yol açıyor.

Avrupa Birliği, uzun süredir düzensiz göçmen akışını yönetmekte zorlanıyor. Dublin Yönetmeliği gibi mevcut mekanizmaların yetersiz kalması, üye devletler arasında sorumluluk paylaşımı konusunda anlaşmazlıklara neden oluyor. Bu durum, İtalya gibi "ön cephe" ülkelerini kendi başlarına çözümler aramaya itiyor. Ancak TJUE Genel Avukatı'nın bu görüşü, AB üyesi bir devletin, AB hukukunun öngördüğü korumaları ve prosedürleri aşmak amacıyla göçmen işleme süreçlerini Birlik dışına taşımasının hukuki sınırlarını net bir şekilde çiziyor. Bu tür bir uygulamanın, AB'nin ortak değerleri ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle çelişebileceği vurgulanıyor.

Olası Etkiler ve Türkiye Bağlantısı

TJUE Genel Avukatı'nın bu görüşü, Adalet Divanı'nın nihai kararının da benzer yönde olması halinde, sadece İtalya için değil, benzer dışsallaştırma politikalarını düşünen diğer AB üyesi ülkeler için de önemli bir emsal teşkil edecektir. Bu karar, AB hukukunun, üye devletlerin göçmen politikalarında belirli kırmızı çizgileri aşmasını engelleyebileceğini gösteriyor. İnsan hakları grupları, bu tür dış merkezlerin göçmenlerin temel haklarına erişimini kısıtlayabileceği, hukuki korumadan yoksun bırakabileceği ve geri göndermeme (non-refoulement) ilkesini ihlal edebileceği konusunda endişelerini dile getiriyordu.

Türkiye, Avrupa'ya yönelik göç rotasında stratejik konumu nedeniyle uzun yıllardır AB ile göç konusunda yakın bir ilişki içindedir. 2016'da imzalanan AB-Türkiye Göç Anlaşması, AB'nin düzensiz göçü kontrol altına alma çabalarının bir parçası olarak Türkiye'ye önemli mali destek sağlaması karşılığında, Türkiye'den Yunan adalarına geçen düzensiz göçmenlerin iadesini öngörüyordu. Bu anlaşma da uluslararası hukuk ve insan hakları açısından tartışmalara yol açmış olsa da, İtalya-Arnavutluk anlaşmasından farklı olarak, AB topraklarına ulaşan göçmenlerin iadesini ve Türkiye'nin AB üyesi olmaması nedeniyle farklı bir hukuki çerçevede ele alınmaktadır. TJUE'nin bu son görüşü, AB'nin göçmen politikalarında kendi iç hukukuna ve temel haklar ilkelerine ne kadar bağlı kalacağının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. İspanya ve diğer Akdeniz ülkeleri de benzer göç baskılarıyla karşı karşıya olduğu için, bu karar tüm AB için bir yol haritası niteliği taşıyabilir.

Etiketler:
#ab#italya#meloni#hukuk
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat