Barselona (Barcelona) sokakları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir kez daha feminist hareketin enerjisine sahne oldu. Katalonya (Catalunya) özerk yönetiminin başkentinde düzenlenen ana gösteri, Guardia Urbana'nın (Belediye Polisi) tahminlerine göre 22.000'den fazla kişiyi bir araya getirdi. Jardinets de Gràcia'dan (Gràcia Bahçeleri) Arc de Triomf'a (Zafer Takı) kadar uzanan yürüyüş, 'Davant l’imperialisme colonial i feixista, lluita transfeminista' (Sömürgeci ve Faşist Emperyalizme Karşı, Transfeminist Mücadele) sloganıyla gerçekleşti. Bu yılki çağrı, kadınların siyasi, sosyal ve işçi haklarını tehdit eden "küresel düzeydeki gerici saldırıya" bir yanıt vermeyi amaçlıyordu.
Yürüyüş boyunca sıkça duyulan sloganlardan biri de "Savaşa Hayır" idi. Bu çağrı, özellikle Gazze'deki çatışma, Ukrayna'daki savaşın tırmanması, İran'daki gerilim ve Rojava'daki (Kuzey Suriye'deki Kürt bölgesi) askeri operasyonlar gibi dünya genelindeki silahlı çatışmalara dikkat çekiyordu. Ayrıca, Soğuk Savaş'tan bu yana Avrupa'daki en büyük silahlanma döngüsü de protestocular tarafından kınandı. Gösterinin sonunda okunan manifestoda, Trump'ın "suçlu ICE'si (ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi)" ile göçmenlere yönelik zulmüne, Venezuela, Küba ve Grönland'a yönelik "acımasız müdahaleciliğe", Filistin'deki soykırıma, Lübnan, Kongo, Sudan ve Nijerya'daki "sessiz savaşlara" karşı net bir duruş sergilendi.
Aktivistler, aşırı sağ politikalar, ırkçılık, nefret söylemleri, anti-feminizm ve LGTBIQA+fobi (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, interseks, kuir, aseksüel ve diğer cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerine sahip bireylere karşı ayrımcılık) gibi konulara da dikkat çekti. Coordinadora 8M (8 Mart Koordinasyon Komitesi) tarafından çok sayıda feminist örgüt ve kolektifin katılımıyla düzenlenen bu geniş katılımlı eylem, Katalonya Hükümeti (Govern) ve PSC (Katalonya Sosyalist Partisi), Junts (Katalonya İçin Birlik), ERC (Katalonya Cumhuriyetçi Solu), Comuns (Ortaklar) ve CUP (Halk Birliği Adaylığı) gibi siyasi oluşumların da desteğini aldı. Bu geniş siyasi yelpazenin desteği, İspanya'da feminist hareketin toplumsal ve siyasi alandaki gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Eşitsizliğe ve Küresel Gericiliğe Karşı Ortak Ses
Barselona'daki 8 Mart yürüyüşü, küresel savaş tırmanışını ve "gerici dalgayı" kınamanın ötesinde, feminist hareketin tarihi taleplerini de gündeme taşıdı. Kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin (gender gap) devam etmesine, anneliğin ve ücretsiz bakım emeğinin yeterince tanınmamasına dikkat çekti. İki saatten fazla süren yürüyüş boyunca 'Bizi öldürmüyorlar, cinayet işliyorlar', 'Yaşasın, yaşasın, yaşasın feminist mücadele' veya 'Gece bizimdir, hiçbir saldırı yanıtsız kalmayacak' gibi sloganlar atıldı. Katılımcıların taşıdığı pankartlarda 'ChatGPT bile eşitliğin neden açıklanması gerektiğini anlamıyor' veya 'Gelecek kadındır' gibi mesajlar yer alıyordu. Bu sloganlar, hem fiziksel şiddete hem de kadınların görünmez emeğine ve dijital çağın getirdiği yeni eşitsizliklere karşı bir duruşu temsil ediyordu.
Yürüyüşe katılmadan önce açıklamalarda bulunan Katalonya Eşitlik ve Feminizm Bakanı (Consellera d’Igualtat i Feminisme) Eva Menor, "anti-feminist söylemlerle" mücadele ederek "gerçek eşitliğe" doğru ilerleme çağrısı yaptı. Menor, kadın haklarında geri gitme "riski" konusunda uyararak, feminizmin "demokrasiyi güçlendirdiğini" savundu. Junts'un Örgütlenme Sekreteri ve Parlamenter Judith Toronjo ise, etkin eşitliğe ulaşmak için "hala yapılacak çok iş olduğunu" vurguladı ve önceki nesil kadınların mücadelesine değer verdiğini belirtti. ERC Genel Sekreteri Elisenda Alamany, feminizmi "alfa erkeklerin" egemen olduğu ve "testosteronlu" kararların gezegeni yeni çatışmalara sürüklediği bir dünyaya karşı bir "panzehir" olarak tanımladı. Comuns parlamento grubu lideri Jéssica Albiach, kadın haklarının "jeopolitik çıkarları savunmak ve siyasi ve askeri müdahaleleri meşrulaştırmak için bir bahane olarak kullanılmasını" eleştirdi. CUP sözcüsü Su Moreno ise, sağ ve aşırı sağın söylemleriyle yüzleşilmesi gerektiğini belirterek, "manipülasyonu ve kısır, yanlış tartışmaları dayatmayı bırakın" dedi, çünkü bu pozisyonların "maçizmin toplumda hala geçerli olduğu gerçeğinden" dikkatleri başka yöne çekmeyi amaçladığını savundu.
Feminist Hareketin Çeşitliliği: Paralel Bir Protesto
Ana gösteriye paralel olarak, Barselona'da 8M Moviment Feminista (8 Mart Feminist Hareketi) koordinasyonu tarafından başka bir protesto da düzenlendi. Guardia Urbana'ya göre yaklaşık 1.400 kişiyi bir araya getiren bu gösteri, 'Dones en lluita! Prou violència i explotació' (Kadınlar mücadelede! Yeterince şiddet ve sömürü) sloganıyla ana yürüyüşten ayrılarak farklı talepleri dile getirdi. Bu grup, fuhuşun yasaklanmasını öngören bir yasa (abolitionist law) talep ederken, "cinsiyeti yanlış yorumlayan Trans Yasası'nı yürürlükten kaldırarak erkeklerin kadın sporlarına katılımının engellenmesini" de istedi. Bu paralel gösteri, İspanya'daki feminist hareket içinde, özellikle trans hakları ve fuhuşa yönelik yaklaşımlar konusunda var olan tartışmaları ve farklı görüşleri yansıtması açısından dikkat çekiciydi.
İspanya'da 8 Mart'ın Tarihsel Bağlamı ve Küresel Etkileşim
İspanya'da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamaları, özellikle 2018'den bu yana büyük bir toplumsal harekete dönüşmüştür. O yıl düzenlenen genel grev ve milyonlarca kadının sokaklara dökülmesi, İspanya'yı feminist mücadelenin küresel liderlerinden biri haline getirmiştir. Barselona'daki bu yılki gösteri de, bu güçlü geleneğin bir devamı niteliğindeydi. İspanya'da kadınların iş gücüne katılımı artarken, Eurostat verilerine göre 2022 itibarıyla cinsiyetler arası ücret farkı (gender pay gap) hala %11.9 civarındadır. Ayrıca, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele, İspanya'nın gündemindeki en önemli konulardan biridir ve bu alanda çıkarılan yasalar ve kurulan kurumlar, ülkenin bu konudaki kararlılığını göstermektedir.
Barselona'daki eylemler, sadece yerel talepleri değil, aynı zamanda küresel gelişmeleri de yakından takip eden bir perspektifi yansıttı. Filistin'deki durumdan Ukrayna'ya, Afrika'daki unutulmuş savaşlardan Latin Amerika'daki müdahaleciliğe kadar geniş bir coğrafyadaki çatışmaların ve emperyalist politikaların kınanması, İspanyol feminist hareketinin uluslararası dayanışma ruhunu ve küresel adalet arayışını ortaya koydu. Türkiye'de de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, benzer taleplerle ve farklı siyasi dinamiklerle kutlanmaktadır. Barselona'daki gibi geniş katılımlı yürüyüşler, kadınların hakları için mücadelede ulusal sınırların ötesinde bir dayanışma ve ortak bir ses oluşturma çabasının bir parçasıdır. Bu tür gösteriler, hem yerel yönetimler hem de uluslararası aktörler üzerinde baskı oluşturarak kadınların hakları ve küresel barış için daha adil politikaların benimsenmesini teşvik etmektedir.



